Kol Gücünden Makine Gücüne Geçiş

Ders Notları ve Etkinlikler Yorum Yok »

16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’da birçok yenilik yapıldı. Yeni buluşlar ortaya konuldu. Avrupa’da ilerlemeyi sağlayan bu buluşlar daha önce başka milletler tarafından biliniyordu. Avrupalılar bu buluşları Haçlı Seferleri sırasında öğrenip geliştirdiler. Bunların en önemlileri barutun ateşli silahlarda kullanılması, matbaanın icadı, pusulanın denizcilik alanında kullanılmasıdır.
Barut ve Top:
o Barut, Orta Çağ’da Çinliler tarafından biliniyordu.
o Daha sonra Müslüman Araplar tarafından kullanıldı. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar tarafından öğrenilerek Batı’ya aktarıldı.
o Barut, 14. yüzyıldan itibaren geliştirilerek ateşli silahlarda kullanılmaya başlandı.
o Barutun ateşli silahlarda ve topla birlikte kullanılmasıyla etrafı güçlü surlarla çevrili olan kaleler ve şatolar yıkıldı.
o Krallar savaşlarda topu kullanarak derebeylerin şatolarını yıktılar. Böylece Orta Çağ’ın yönetim biçimi olan “derebeylik (feodalite)” sona ererek yerine güçlü krallıklar kuruldu.
Kâğıt ve Matbaa
o Orta Çağ başlarında Çinliler ipekten, Türkler pamuktan kâğıt yapmayı biliyorlardı. Kâğıt Türkler vasıtasıyla İslam dünyasında yayılmıştı.
o Avrupa’da ipek ve pamuk üretilmediği için kâğıt pahalıya mal oluyordu.
o Haçlı seferleri sırasında Müslümanlardan kâğıt yapmayı öğrenen Avrupalılar, ipek ve pamuk yerine selülozdan kâğıt yapmayı başardılar. Böylece kâğıt ucuzladı ve bollaştı.
o Matbaanın ilkel şeklini Çinliler ve Uygur Türkleri bulmuştu. 15. yüzyılda Jan Gutenberg isimli bir Alman bilgin modern matbaayı buldu (1450).
Matbaanın Geliştirilmesi ve Kağıdın Ucuza Mal Edilmesi ile;
• Avrupa’da bol miktarda kitap basıldı.
• Okuma-yazma oranı yükseldi.
• Avrupa’da düşünce, bilim, kültür ve sanat alanındaki gelişmeler hızlandı.
• Duygu ve düşüncelerdeki gelişmeler sonucu Rönesans ve Reform hareketleri ortaya çıktı.
Pusula
o Pusulayı ilk kez Çinliler buldular. Onlardan Müslümanlara geçti.
o Avrupalılar, pusulayı Haçlı Seferleri sırasında Türk ve Müslümanlardan öğrendiler.
o Pusulanın bulunması ile Avrupalı gemiciler büyük denizlere ve okyanuslara açıldılar. Bu da Coğrafi Keşiflerin yapılmasında etkili oldu. Devamını Oku… »

Tarihte Toprak Yönetimi

Ders Notları ve Etkinlikler 1 Yorum »

Hititler döneminde; toprak devletin malı idi. Kral, bu toprakları üretim yapılması için (işletmeleri için) komutan ve valilere veriyordu. Buna karşılık, bu komutan ve valiler, orduya asker besliyorlardı.
Ortaçağ Avrupası ’nda; Feodalite (Derebeylik) adı verilen bir düzen vardı. İnsanlar eşit değildi. En üst tabakada KRAL, sonra SOYLULAR, en alt kesimde ise SERF’ler bulunurdu. Toprak feodal beyler arasında paylaşılmıştır. Ekonomik güç feodal beylerin elinde olduğu için Kral’a her istediklerini kabul ettirebiliyorlardı. Serf’ler toprakla beraber alınıp satılabilen sürekli toprak işçisi olan kişilerdi. Senyörler (feodal beyler) toprakların ve bu topraklar üzerindeki her şeyin, çalışanlar dâhil, sahibi idiler. Köylüler bu topraklar üzerinde çalışırlardı, bunun karşılığında para alırlardı.
Selçuklularda Toprak Yönetimi
Selçuklularda topraklar, devletin malı sayılırdı ve bu topraklara “miri arazi” denirdi. Miri Arazi 4’e ayrılır:
1. Has Arazi: Mülkiyeti ve vergi gelirleri sultan ve ailesine ait olan topraklardır.
2. Vakıf Arazi: Geliri sosyal yardım kurumlarına ayrılan topraklardır.
3. Mülk Arazi: Görevlerinde başarılı olan devlet adamlarına verilen topraklardır. Bu topraklar kişinin mülkiyeti sayılır, bu toprakları istedikleri şekilde kullanırlardı.
4. İkta Arazi: Ordu mensupları ile devlet adamlarına hizmetleri veya maaş karşılığı verilen topraklardır. İkta sahipleri atlı asker beslerlerdi.
MÜLK ARAZİ
Mülkiyet hakkı arazi sahibinin olan topraklardır. Mülk arazi ikiye ayrılır:
1. Öşri Topraklar: Fethedildiği zaman Müslümanlara verilen topraklardır. Topraklar, sahiplerinin mülkü sayılır, isteyen topraklarını satabilir, bağışlayabilir, vakfedebilir, miras bırakabilirdi. Toprağı işleyenler, elde ettikleri ürünün 1/10’unu vergi olarak devlete verirlerdi. Bu vergiye “öşür” denirdi.
2. Haraci Topraklar: Bu toprakların sahipleri Gayrimüslimlerdi (Müslüman olmayanlar). Bunlardan alınan toprak vergisine “haraç” denirdi.
MİRİ ARAZİ
Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır. Devlet bu toprakları işletmesi için üzerinde yaşayan kişilere verirdi. Toprağı iyi ekip biçmeyen veya üç yıl üst üste boş bırakanlardan toprakları geri alınır, başkasına verilirdi. Amaç; tarımda üretimin devamlılığını sağlamaktır. Miri arazinin bölümleri:
1. Vakıf Arazi: Geliri cami, hastane, kervansaray, medrese gibi bilim ve hayır kurumlarının yapımı, idaresi ve bakımı için ayrılan topraklardı. Vakıf topraklarının gelirlerinden vergi alınmazdı.
2. Ocaklık Arazi: Kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan sınır boylarındaki araziye denirdi.
3. Yurtluk Arazi: Sınırları koruma karşılığında sınır boylarında ayrılan araziye denirdi.
4. Mukataa: Geliri doğrudan doğruya hazineye kalan araziye denirdi. Bu topraklardan elde edilecek gelir peşin olarak mültezim denilen varlıklı kişilere satılır ve mültezimlerden alınan paralar doğrudan hazineye aktarılırdı. Bu sisteme “İltizam Sistemi” denirdi.
5. Dirlik Arazi: Geliri devlet memurlarına ve askerlere maaş ve görev karşılığı olarak verilen topraklardır. Dirlik gelirlerine göre üçe ayrılırdı:
Has: Yıllık geliri 100 000 akçeden fazla olan toprağa denirdi. Padişaha, divan üyelerine, beylerbeylerine, şehzadelere ve sancak beylerine verilirdi.
 Zeamet: Yıllık geliri 20 000 ile 100 000 akçe arasındaki topraklara denirdi. İkinci derecedeki memurlara verilirdi. Alaybeyleri, kapıcıbaşı, Divan kâtipleri gibi.
 Tımar: Yıllık geliri 3 000 akçe ile 20 000 akçe arasındaki topraklara denirdi. Savaşlarda yararlılık gösterenlere verilirdi. Tımarlı Sipahi’ler gelirlerinin bir kısmıyla atlı asker yetiştirirler, bir kısmını da maaş olarak alırlardı. Tımar sistemiyle yetiştirilen askerler, Osmanlı ordusunun önemli bir kısmını oluştururdu. Tımar sistemine bağlı topraklar “Tahrir Defterlerine” kaydedilirdi.
NOT: Osmanlı Devleti’nde toprak ve ordu sisteminin temelini Tımar Sistemi oluştururdu. Bu sistemde devlet “Tımarlı Sipahi ’ye belli bir toprak parçası verirdi. Tımarlı Sipahi, emrindeki askerlerle bu toprağı ekip biçer, elde edilen gelir, askerlerin ihtiyaçları ve eğitimi için harcanırdı. Çok disiplinli bir asker topluluğu olan Tımarlı Askerler, savaş zamanında savaşlara katılırlardı.
Tımar Sisteminin Faydaları Devamını Oku… »

Toprak Ana

Ders Notları ve Etkinlikler 3 Yorum »

Topraktan yararlanma yolları; tarım ürünleri, hayvancılık, ormancılık, tuğla-kiremit, porselen-fayans, cam.
Tarıma Destek Veren Kurumlar
Ziraat Bankası: Üreticileri desteklemek için krediler verir.
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü: Bitki ve hayvan ürünlerini arttırmaya, ürünleri çeşitlendirmeye ve kaliteyi yükseltmeye çalışır.
Devlet Su İşleri: Kurduğu bent, gölet, baraj ve sulama şebekesiyle tarımın sulama ihtiyacını karşılar.
Tarım Kredi Kooperatifleri: Üreticilerin ürünlerini değerlendirmek ve fiyat düşüşlerine karşı üreticilerin zarar görmesini önlemek amacıyla destekleme yapar.
Toprak Mahsulleri Ofisi: Özellikle tahıl ürünlerinin alım ve satışını yapar. Gerekli stok tesisini ve korunmasını sağlar. Bu ürünlerin piyasada istikrarını sağlar.
GAP İdaresi Başkanlığı
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı
Tarımın Türkiye Ekonomisindeki Yeri
o Nüfusun önemli bir kısmı tarım sektöründe çalışır.
o Sanayi kuruluşlarının birçoğunun hammaddesi tarım ürünleridir.
o İhraç ürünlerimizin önemli bir bölümü tarım ürünleridir.
Tarımda Verimi Arttırmak İçin
o Toprak bakımı
o Sulama
o Gübreleme
o Tohum ıslahı
o Makineleşme
o Pazarlama
Tarım Ürünleri Devamını Oku… »

Osmanlı Devletinde Islahat çalışmaları

Ders Notları ve Etkinlikler Yorum Yok »

I. MAHMUT (1730–1754)
 Topçu ve humbaracı ocakları ıslah edildi.
 Orduda; takım, tabur, bölük ve alay teşkilatı kuruldu.
 Orduya subay yetiştirmek için Kara Mühendishanesi (Mühendishane-i Berri Hümayun) açıldı (1731).

III. MUSTAFA (1757–1774)
 Tophane ıslah edildi, yeni toplar döktürüldü.
 Sürat Topçuları birliği kuruldu.
 Maliye alanında düzenlemeler yapıldı.
 Donanmaya subay yetiştirmek amacıyla Deniz Mühendishanesi (Mühendishane-i Bahri Hümayun) açıldı (1773).

I. ABDULHAMİT (1774–1789)
 İstihkâm Okulu açıldı.
 Sürat topçularının sayısı arttırıldı.
 Kara ve deniz kuvvetlerini ıslah etmek için Avrupa’dan subaylar ve uzmanlar getirildi.
 Maliye alanında düzenlemeler yapıldı.

III. SELİM (1789–1807)
 III. Selim döneminde yapılan ıslahatların tümüne “Nizam-ı Cedit” (Yeni Düzen) denir.
 Avrupa tarzında bir ordu kuruldu. Bu orduya “Nizam-ı Cedit Ordusu” denir (Nizamı-ı Cedit ordusunun eğitim ve öğretimi için Fransa ve İsveç’ten subaylar getirildi. Bu ordu Akka Kalesi önünde Napolyon’un ordusunu yenilgiye uğrattı).
 Nizam-ı Cedit ordusunun masraflarını karşılamak için “İrad-ı Cedit” hazinesi kuruldu.
 Kara ve Deniz Mühendishanesi yeniden düzenlenerek geliştirildi.
 Yerli malı kullanımı teşvik edildi.
 Avrupa’yı yakından takip edebilmek için Londra, Paris, Viyana ve Berlin’de sürekli elçilikler kuruldu.
 Okullarda yabancı dil uygulaması başlatılarak Fransızca zorunlu yabancı dil haline getirildi.
 III. Selim dönemi Kabakçı Mustafa İsyanı ile sona erdi. Nizam-ı Cedit Ocağı kaldırıldı.
19. YÜZYIL ISLAHATLARI
II. MAHMUT (1808–1839)
Askeri Alandaki Islahatlar
 Sekban-ı Cedit Ocağı kuruldu.
 Eşkinci Ocağı kuruldu.
 İlk kez askeri amaçlı nüfus sayımı yapıldı, sadece erkekler sayıldı. (1831).
 Yeniçeri Ocağı kaldırıldı (1826). Tarihte bu olaya “Vaka’yı Hayriye/Hayırlı Olay” denir.
 Yeniçeri Ocağı’nın yerine “Asakir-i Mansure-i Muhammediye” (Muhammed’in Övülmüş Askerleri) ordusu kuruldu.
 Tıp Okulu ve Harp Okulu kuruldu.
NOT: Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması ile padişahlar yeniden yönetime egemen olmuştur. Yapılacak ıslahatların önü açılmıştır.
Yönetim Alanındaki Islahatlar
 Divan kaldırılarak yerine “nazırlılar/bakanlıklar” kuruldu.
 Memurlar, “iç işleri/dâhiliye” ve “dış işleri/hariciye” memurları olmak üzere ikiye ayrıldı.
 Askeri ve idari işleri düzenlemek için danışma meclisleri kuruldu.
 Dirlik sistemi (tımar ve zeamet) kaldırıldı, memurlara maaş bağlandı.
 “Sened-i İttifak” imzalandı (Sened-i İttifak; II. Mahmut ile ayanlar [büyük toprak sahipleri] arasında imzalandı. Sened-i İttifak’a göre, ayanlar devlet otoritesini tanıyacak, ıslahatları benimseyecek, buna karşılık bulundukları bölgede vergi toplama hakkını elde edeceklerdi).
NOT: Osmanlı Devleti’nde demokratikleşme alanında atılan ilk adım 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak’tır. Bu belge ile padişahın otoritesi ilk kez kısıtlanmıştı. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin ayanlara söz geçiremeyecek kadar zayıf olduğunu gösterir.
Kültür ve Eğitim Alanındaki Islahatlar Devamını Oku… »

Lale Dönemi nedenleri ve sonuçları

Ders Notları ve Etkinlikler Yorum Yok »

Lale Devri, 1718 Pasarofça Antlaşması’ndan 1730 Patrona Halil İsyanı’na kadar olan dönemdir. Dönemin padişahı III. Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır. Bu dönemde;
o Devlette huzur ve barış sağlanmaya çalışıldı.
o Lüks ve eğlenceye düşkünlük vardı.
o Sanat ve edebiyata önem verildi.
o Avrupa’daki bilim, sanat, kültür ve askerlik gibi alanlardaki gelişmeler takip edilmeye çalışıldı.
o Birçok saray ve köşk yapıldı, bahçeler çiçeklerle süslendi. Özellikle lale çiçeğinin çeşitleri yetiştirildi (bu nedenle döneme “lale devri” denildi).
Lale Devri Islahatları
İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi tarafından İstanbul’da ilk Türk matbaası kuruldu (1727). Matbaada dini kitaplar dışında da eserler basıldı.
Avrupa’daki yenilikleri ve gelişmeleri daha yakından takip edebilmek için Paris, Londra, Viyana gibi başkentlere geçici elçilikler kuruldu.
Yalova’da kâğıt fabrikası kuruldu.
Yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü oluşturuldu.
İstanbul ve önemli şehirlerde kütüphaneler açıldı.
İlk defa çiçek aşısı uygulandı.
İstanbul ve Selanik’te kumaş fabrikası kuruldu.
İstanbul, İznik ve Kütahya’da bulunan çini atölyeleri yenilendi.
Arapça ve Farsça eserler Türkçe’ye çevrildi.
Yerli malı kullanımına önem verildi.
Mimari, resim ve minyatürde gelişmeler oldu (III. Ahmet Çeşmesi, Levni’nin minyatürleri).
Yeni kütüphaneler açıldı. Doğu ve Batı eserleri tercüme edildi.
NOT: Lale Devri’nde askeri alanda ıslahat yapılmamıştır.

Patrona Halil İsyanı (1730) Devamını Oku… »

OSMANLI DEVLETİ’NDE DENİZCİLİK

Ders Notları ve Etkinlikler Yorum Yok »

Osmanlı Devleti’nin ilk donanması Karasibeyliği’nin donanmasından oluşturulmuştur. Yani Osmanlı Devleti’nin donanmasının temelleri Karasibeyliği’nin ele geçirilmesiyle atılmıştır.
Fatih Sultan Mehmet döneminde Cenevizlilerden Amasra alındı. Candaroğulları Beyliği’ne son verildi. Trabzon Rum Devleti’ne son verildi ve Trabzon alındı. Kırım, Osmanlı Devleti’ne bağlandı.
NOT: Kırım’ın alınması ile Karadeniz bir Türk gölü haline geldi. Doğu ticaret yolları (İpek ve Baharat Yolu) güvenlik altına alındı.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rodos Adası fethedildi (1522). Avrupalıların Barbaros dedikleri Hızır Reis Kaptan-ı Derya yapıldı. Preveze Deniz Savaşı yapıldı.
Preveze Deniz Savaşı (1538)
 Osmanlı donanması ile Venedik, Ceneviz Malta, İspanya ve Portekizlilerden oluşan Haçlı donanması arasında yapıldı.
 Nedeni; Osmanlı Devleti’nin, Akdeniz ticaretini denetimi altına almak istemesi, Barbaros Hayrettin Paşa’nın Akdeniz’de kazandığı başarıların Avrupalıları telaşlandırması.
 Savaşı, Osmanlı donanması kazandı.
 Preveze Deniz Zaferi ile Akdeniz’deki üstünlük Osmanlıların eline geçti.
NOT: Preveze Deniz Savaşı’yla Akdeniz bir Türk gölü haline geldi.
NOT: Preveze Deniz Savaşı, Osmanlı Devleti’nin denizlerdeki ilk ve en önemli başarısı olmuştur.
Kıbrıs’ın Fethi (1571)
 Kıbrıs Venediklilerin elindeydi.
 Nedeni; Osmanlı Devleti’nin, Doğu Akdeniz’i güvenlik altına almak istemesi, Venediklilerin Türk gemilerine saldırmaları, Kıbrıs’ın zengin bir ülke olmasıdır.
 Lala Mustafa Paşa komutasında gönderilen donanma, Kıbrıs’ı Venediklilerden aldı.
 Kıbrıs’ın alınmasıyla; Anadolu, Suriye ve Mısır arasındaki deniz yolu güvenlik altına alındı, Doğu Akdeniz’de Osmanlı hâkimiyeti güçlendi, Akdeniz tamamen Osmanlı egemenliğine girdi.
İnebahtı Deniz Savaşı (1571)
 Osmanlı donanması ile Venedik, Ceneviz, İspanya, Portekiz ve Malta donanmalarının oluşturduğu Haçlı donanması arasında yapıldı.
 Sebebi; Osmanlıların Kıbrıs’ı alması, Doğu Akdeniz’de daha da güçlenmeleridir.
 Savaşı, Haçlı donanması kazandı ve Osmanlı donanmasını İnebahtı’da yaktılar.
 Sonucu; İnebahtı yenilgisi Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki egemenliğini bir süre için sarsmıştır. Ancak kısa sürede güçlü bir donanma ile üstünlük yeniden sağlamıştır (İnebahtı yenilgisinden sonra Sokullu Mehmet Paşa Venedik elçisine; “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik. Siz de donanmamızı yakmakla bizim sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine başkası gelmez; fakat tıraş edilen sakal daha gür çıkar.” demiştir).
NOT: Osmanlı donanması, 1770 yılında Çeşme Limanı’nda, 1853’te Sinop’ta yakıldı.
Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1774’te Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı. Devamını Oku… »

İstanbulun Fethinin Nedenleri ve Sonuçları

Ders Notları ve Etkinlikler 6 Yorum »

Fethin Sebepleri
İstanbul’un, Osmanlı Devleti’nin Anadolu ve Rumeli topraklarının ortasında yer alması Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü bozuyordu.
Bizanslılar, Osmanlı ordusunun İstanbul Boğazı üzerinden Rumeli’ye geçişlerini engelliyorlardı.
Bizanslılar, Anadolu Beyliklerini ve Osmanlı şehzadelerini taht kavgaları için kışkırtıyorlardı.
İstanbul, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan kara ve deniz ticaret yolları üzerinde bulunuyordu. Ekonomik açıdan önemli bir konuma sahiptir.
Bizanslıların Osmanlı Devleti’ne karşı Haçlı Seferleri yapılmasını sağlamaları, devleti zor durumda bırakıyordu.
II. Mehmet’in, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hadisindeki müjdeye ulaşmak istemesidir.
İstanbul’un Fetih İçin Türklerin Yaptığı Hazırlıklar
Bizans’a Karadeniz’den gelebilecek yardımı önlemek için Anadolu Hisarı’nın (Güzelcehisar) karşısına Rumeli Hisarı (Boğazkesen) yaptırıldı.
Bizans’a ait Silivri ve Vize kaleleri alındı.
Surları yıkabilecek büyüklükte toplar döktürüldü (bu topların en büyüğüne “şahi” denirdi).
Surlara tırmanmak için tekerlekli kuleler yaptırıldı.
400 parçalık güçlü bir donanma oluşturuldu.
Balkan devletleriyle saldırmazlık antlaşması imzalandı, Balkan sınırına asker gönderildi.
Bizanslıların Fetih İçin Yaptığı Hazırlıklar
Surlar ve kaleler tamir edilerek buralara asker yerleştirildi.
Haliç’in ağzı eski gemiler ve zincirlerle kapatıldı.
Grejuva (Rum Ateşi) denilen silahların sayısı artırıldı.
Avrupa devletlerinden yardım istendi.
İstanbul’un Kuşatılması
Osmanlılar, büyük bir orduyla İstanbul’a gelerek şehri karadan ve denizden kuşattılar. Kuşatma sırasında II. Mehmet 72 parça gemiden oluşan donanmayı bir gecede karadan Haliç’e indirtti. 53 günlük bir kuşatmadan sonra 29 Mayıs 1453’te İstanbul fethedildi. Surlara Türk bayrağını ilk diken Ulubatlı Hasan oldu. Fatih Sultan Mehmet, Bizanslılara yaşantılarına önceden olduğu gibi devam edebilecekleri, din ve mezhep özgürlüklerine dokunulmayacağı konusunda güvence verdi.

Fethin Sonuçları
1. Türk Tarihi Açısından Sonuçları
Anadolu ve Rumeli arasındaki toprak bütünlüğü sağlandı.
Başkent Edirne’den İstanbul’a taşındı.
Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi’ni tamamladı, Yükselme Dönemi’ne geçti, imparatorluk aşamasına ulaştı.
Osmanlı Devleti’nin İslam dünyasındaki saygınlığı arttı.
Karadeniz ticareti Osmanlıların eline geçti.
II. Mehmet “Fatih” unvanını aldı.
Avrupalıların Türkleri Balkanlardan çıkarma umutları kalmadı. Osmanlıların Avrupa’daki ilerlemeleri kolaylaştı.
2. Dünya Tarihi Açısından İstanbul2un Fethinin Sonuçları
Asya ile Avrupa arasındaki önemli kara ve deniz ticaret yolları, İstanbul Boğazı ve Karadeniz ticaret yolu Osmanlıların denetimine geçti. Bu durum Avrupalıların Coğrafi Keşifleri başlatmalarında etkili oldu.
Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma İmp.) yıkıldı.
İstanbul’dan kaçan bilginler İtalya’ya gitmişler, bu da Rönesans ve Reform hareketlerine zemin hazırladı.
Kale ve surların toplarla yıkılabileceği anlaşıldı, bu durum Avrupa’da feodalitenin (derebeyliğin) zayıflamasında ve krallıkların güçlenmesinde etkili oldu.
Venedik-Ceneviz ticare
ti olumsuz yönde etkilendi.Ortaçağ sona erdi, Yeniçağ başladı.

Türk Tarihinde Yolculuk Osmanlı Devleti

Ders Notları ve Etkinlikler Yorum Yok »

KAPIKULU ASKERLERİ
 Bunlar; padişaha bağlı, aylıklı ve sürekli olarak görev yaparlardı.
 İstanbul’da ya da sınır boylarındaki kalelerde otururlardı.
 Devşirme sistemi ile seçilir ve yetiştirilirlerdi.
 Yaya (piyade) ve atlı (süvari) olmak üzere ikiye ayrılırdı.
 Her üç ayda bir “ulufe” adı verilen maaş alırlardı.
1. Kapıkulu Piyadeleri
 Acemioğlanlar Ocağı: Devşirmelerin yetiştirilip hazırlandığı ocaktır. Bunlardan zeki olanlar Enderun’a (saray okulu) gönderilir, diğerleri yeniçeri ocağına ve diğer ocaklara alınırdı. I. Murat döneminde oluşturulmuştur.
 Yeniçeri Ocağı: Kapıkulu piyadelerinin en önemli bölümüdür. I. Murat zamanında kuruldu. Bu ocağa acemioğlanlar ocağından yetiştirilenler alınırdı. Askerlikten başka bir işle uğraşmazlar ve emekli oluncaya kadar evlenemezlerdi. Bu ocağın komutanı “Yeniçeri Ağası” idi. Yeniçeriler; barış döneminde Divan’ın koruyuculuğunu yaparlar, İstanbul’un güvenliğini sağlarlar, yangın söndürmeye giderler ve savaşta da padişahın yanında yer alırlardı. Yeniçeri Ocağı, II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır (Vaka-i Hayriye/Hayırlı Olay).
 Topçu Ocağı: Top döken, savaşlarda top kullanan sınıftır. Topçular, İstanbul’da Tophane’de bulunurlardı. Sınırlarda ve kıyılardaki kalelerde hizmet görürlerdi. II. Murat döneminde kurulmuştur.
 Top Arabacıları Ocağı: Top arabalarını ve bunlara ait gereçleri hazırlayan, sefer sırasında topları savaş bölgesine götüren sınıftır. Fatih Sultan Mehmet döneminde kurulmuştur.
 Cebeci Ocağı: Orduya ait silahların yapımı, bakımı, tamiri ve cephanelerin korunmasından sorumludur.
 Humbaracı Ocağı: Havan topları, mayın ve el bombaları yapar ve kullanırlardı.
 Lağımcı Ocağı: Savaş sırasında kuşatılan kaleleri, yeraltından kazdıkları tünellerle, surların altına patlayıcılar yerleştirerek çökertmeye çalışırlardı.
2. Kapıkulu Süvarileri: Kapıkulu askerlerinin atlı sınıfıdır, yeniçeriler arasından seçilirler. Savaşta padişahı, sancakları, hazineyi ve orduya ait kıymetli eşyaları korurlardı. I. Murat döneminde kurulmuştur.

EYALET ASKERLERİ
1. Tımarlı Sipahiler: Osmanlı ordusunun en önemli atlı kuvvetleri idi. Dirlik sahiplerinin beslemek zorunda oldukları atlı askerlerdir (bu askerlere “cebelü” adı verilirdi). Bu askerleri has, zeamet ve tımar sahipleri besledikleri için devlete ekonomik yönden yük olmazlardı. Tamamen Türklerden oluşuyordu. Ordunun en kalabalık ve önemli sınıfıdır. Devletten maaş almaz, ganimet elde etmezlerdi. Barış döneminde bölgenin güvenliğinden sorumludurlar.
2. Akıncılar: Görevleri, düşman topraklarına akınlar yapmak, sınırları korumak, savaşta ordunun güvenle ilerlemesini sağlamaktı. Sefere çıkmadıkları zaman sınırları korurlardı. Türklerden oluşmaktadır. Düşman hakkında bilgi toplarlardı.
3. Azaplar: Ordunun önünde yer alarak ilk hücumu karşılayan askerlerdir. Türklerden oluşmaktadır.
YARDIMCI KUVVETLER Devamını Oku… »

Osmanlı Yöneticileri (Divan-ı Hümayun)

Ders Notları ve Etkinlikler 17 Yorum »

Osmanlı Devlet Yönetimi
Osmanlı Devleti mutlak monarşi ile yönetilirdi. Devletin başında Osmanlı soyundan gelen bir padişah bulunurdu.
Hükümdarlık babadan oğla geçerdi.
Osmanlı hükümdarları; Bey, Padişah, Gazi, Han, Hakan, Sultan, Hünkâr, Hüdavendigar gibi unvanlar kullanırlardı.
Padişahlar, Yavuz Sultan Selim’den itibaren “halife” unvanını da kullanmaya başladılar.
Padişah çocuklarına “çelebi” veya “şehzade” denilirdi.
Şehzadeler sancaklara atanır ve yanlarına “lala” adı verilen bir öğretmen verilirdi.
Hükümdarlık alameti; adına hutbe okutmak ve para bastırmaktı.
Divan-Hümayun (Divan): Devletin önemli işlerinin görüşülüp karara bağlandığı kuruldur. Divan bir danışma organıdır, yani son söz padişaha aittir. Divan’ın başkanı padişahtı. Divan’a Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nden itibaren sadrazamlar (Veziriazam) başkanlık etmiştir. Divan Orhan Bey döneminde kurulmuş, II. Mahmut tarafından kaldırılarak yerine nazırlıklar (bakanlıklar) kurulmuştur. Divan bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışırdı.
Divan Üyeleri
Sadrazam (Veziriazam)
Padişahtan sonra en yetkili devlet adamı, padişahın vekilidir.
Büyük devlet memurlarını atama, ilerletme, görevden alma yetkisine sahiptir.
Padişah sefere çıkmadığı zamanlarda orduya komuta ederdi.
Padişahın mührünü taşırdı.
Padişah adına sözlü ve yazılı emirler verirdi.
Sadrazam bugünkü “başbakan”ın görevini yürütürdü.
Vezirler
Bilgili ve değerli devlet adamlarıyla komutanlar arasından seçilirdi.
Sadrazamın verdiği görevleri yerine getirirlerdi.
Sadrazamdan sonra en yetkili kişilerdi.
Bugünkü “milletvekilleri” nin (Devlet Bakanı) görevini yürütürlerdi.

Kazaskerler
Adalet işlerine bakarlar, kadıların ve müderrislerin atama, ilerletme ve görevden alma işlerini yaparlardı.
Adalet, eğitim, kültür ve din işlerinden sorumlu Divan üyesiydi. Askeri davalara bakarlardı.
Anadolu ve Rumeli olmak üzere iki kazasker bulunuyordu. Rumeli Kazaskeri yetki bakımından daha üstündü.
Bugünkü “yargı” görevini yürütürlerdi.
Günümüzde “Adalet, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı” karşılığındadır.
Defterdarlar
Maliye işlerine bakar, bütçeyi hazırlarlardı, devletin gelir ve giderlerini denetlerdi.
Anadolu ve Rumeli Defterdarı olmak üzere iki defterdar vardı. Rumeli’deki defterdar baş defterdardı.
Bugünkü “Maliye Bakanı” görevini yürütürlerdi.
Nişancı
Kanunları iyi bilir, gerektiğinde Divan’da açıklamalarda bulunurdu, eski ve yeni yasaların farklarını incelerdi.
Fethedilen toprakları gelirlerine göre ilgili defterlere kaydederdi.
Devletlerarası yazışmaları sağlardı.
Dirlikleri kaydeder ve dağıtımını yapardı.
Tapu ve kadastro işlerine bakardı, ele geçirilen toprakları tapu defterine geçerdi.
Yazışmalarda, ayrıca padişah ferman ve beratlarına padişahın “Tuğra” sını (imzasını) çekerdi.
Şeyhülislam
Ülkedeki din adamlarının, din işlerinin, medresenin ve ulemanın (bilim adamlarının) başı kabul edilirdi.
Devlet işlerinin, Divan’da verilen savaş, barış ve idam kararlarının, İslam dinine uygun olup olmadığına karar verirdi. Verdiği bu karara “fetva” denirdi.
Padişahlar ve sadrazamlar yapacakları işler için şeyhülislamdan fetva alırlardı.
Kuruluş döneminde Divan’ın asli üyesi olmayan şeyhülislam, Kanuni Dönemi’nde Divan’ın asli üyesi haline geldi.
I. Mahmut dönemine kadar, müftü diye anılmıştır.
Kaptan-ı Derya
Deniz kuvvetlerinin başkomutanı idi.
Donanma ve denizcilikle ilgili işlerden sorumluydu.
Yükselme döneminde Divan’ın asli üyesi oldu. Devamını Oku… »

Kuruluş

Ders Notları ve Etkinlikler Yorum Yok »

Osmanlı Devleti’ni kuranlar, Oğuzların Bozok kolunun Kayı boyundandır. Osmanlı Devleti ilk olarak Ertuğrul Bey tarafından Söğüt ve Domaniç’te bir uç beyliği olarak kuruldu.
Osmanlı Devleti’nin Kuruluşunu ve Yükselişini Kolaylaştıran Nedenler
• Osmanlı Devleti kurulduğu sırada Anadolu ve Balkanlarda kuvvetli bir devletin olmaması
• Anadolu ve Balkanlardaki devlet ya da beyliklerin birbirleriyle sürekli çatışma halinde olması
• Osmanlıların Bizans’a karşı mücadele vermeleri
• Osmanlıların ele geçirdikleri yerlerde adil ve hoşgörülü bir yönetim kurmaları, buralardaki halkın din, dil ve kültürlerine karışmamaları
• Osmanlıların ele geçirdikleri yerlerdeki halkın güvenliğini sağlamaları, ekonomik durumlarını iyileştirmeleri
• Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in Ahi Şeyhi Edebali’nin kızıyla evlenmesi, böylece Ahilerin desteğini sağlaması
• Anadolu’daki beyliklerin kendi aralarında mücadele ederken Osmanlı Devleti’nin Bizans’a karşı mücadele vermesi, bu durumun da Osmanlı Devleti’nin gelişmesini sağlaması
NOT: Osmanlı Devleti resmen 1299 tarihinde Osman Bey tarafından kurulmuş ve devlet kurucusunun ismini almıştır


WP Tema & Icons: N.Design Studio & Türkçe: t'infection.com
Yazılar RSS Yorumlar RSS Giriş

Eğitim ve Ögretim Genel
Sayfa.com
Webmasterim.Comdizin.gen.trTurk Google Cam balkon TurkeyEğitim haberlericappadocia sosyal bilgiler sosyal bilgiler sosyal bilgiler sanal atlasınız evdeki dershane Eğitim Linkleri Köy Kahvesi bep planı Sinema İzle Thinkquest türkiye internet reklamcılığı Altın ve Döviz Kurları Veli Kuzu Kaynak bilgi