ÜLKEMİZDE NÜFUS
SÜRE:12 SAAT
KAZANIMLAR
1. Türkiye’de nüfus dağılışının sebep ve sonuçları.
2. Ülkemizde nüfusun özellikleri.
3. Eğitim ve çalışma hakkı.
4. Göçün sebep ve sonuçları.
5. Yerleşme ve seyahat özgürlüğü.
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
İşsizlik
Nüfus: sınırları belli bir alanda, belli bir zaman diliminde yaşayan insan sayısına denir.
Yapılan nüfus sayımları ile nüfus miktarı, nüfus artışı, nüfusun ekonomik ve kültürel özellikleri, nüfusun dağılışı ve değişimi gibi özellikler tespit edilebilir.
TÜRKİYE’DE NÜFUS: İlk nüfus sayımı (1831) II. Mahmut döneminde yapıldı. Yalnızca ( vergi verecek ve askere gidecek olan) erkekler sayıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk nüfus sayımı 1927 yılında, ikincisi 1935 yılında yapılmıştır. 1990’ a kadar 5 yılda bir, sonra 10 yılda bir yapılmış ancak 1997 yılında seçmen sayısını tespit etmek için bir ara sayım yapılmıştır. Son nüfus sayımı 2000’ de yapıldı.
*Ülkemizde yapılan nüfus sayımları ile insan sayısı, nüfus yoğunluğu, nüfusun yaş ve cinsiyet, okuryazarlık, öğrenim durumu, iş durumu, medeni durum, köy ve kentsel durumu tespit edilir.
*Nüfus sayımlarını Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) yeni ismiyle Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yapar.
Nüfus Yoğunluğu: Bir yerde km²’ ye düşen insan sayısıdır.
Nüfus Yoğunluğu = Nüfus Miktarı
Yüz Ölçümü
*Türkiye’de en az nüfus artışı 2. Dünya Savaşı nedeniyle 1940–1945 arası, en fazla nüfus artışı hayat şartlarının düzelmesiyle 1955–1960 arası olmuştur.
*Nüfus Artışının Olumlu Sonuçları
1-Üretim ve vergi gelirleri artar.
2-Mal ve hizmetlere talep artar.
3-İşgücü artar ve ucuzlar, üretim ucuzlar.
4-Yurt savunması kolaylaşır.
*Nüfus Artışının Olumsuz Sonuçları
1-Kişi başına düşen mili gelir azalır.
2-Enflasyon ve işsizlik artar.
3-Göç ve çarpık kentleşme artar.
4-Kaynaklar hızla tükenir.
5-Trafik sorunu ortaya çıkar.
6-İhracat azalır
7-Anarşi, terör artar.
8-Altyapı yetersiz kalır.
—Türkiye’de Nüfusun Dağılışı-
Yoğun Nüfuslu Yerler:
-Marmara Bölgesi (Çatalca-Kocaeli):Nüfusun yoğun olma sebepleri tarım, sanayi, ulaşım, turizm, ticaret
-Kıyı Ege: Nedeni tarım, sanayi, turizm, ticaret
-İç Anadolu (Yukarı Sakarya): Nedeni başkentin burada olması, tarım, ticaret, sanayi
-Kıyı Akdeniz: Turizm, sanayi, tarım
-Doğu ve Batı Karadeniz Kıyıları: Tarım, sanayi, iklim
Seyrek Nüfuslu Yerler:
Doğu Anadolu’nun yüksek yerleri, Akdeniz’de Teke ve Taşeli Platoları, Ege’de Menteşe yöresi, Marmara’da Biga Yarımadası, Yıldız Dağları, İç Anadolu’da Tuz Gölü ve çevresi, Karadeniz’de Sinop, Bayburt ve Gümüşhane’ dir.
-Buraların iklimi sert, ulaşımı zor, dağlar fazladır. Madencilik, sanayi, turizm, tarım gelişmemiştir. (Bu şartlardan hepsi bir şehirde bulunmayabilir. Mesela Sinop’un iklimi çok güzeldir ancak iç kesimle bağlantısı zordur.)
GÖÇ: Ekonomik, toplumsal, siyasi ve doğal nedenlerle insanların yer değiştirmesine göç denir.
İç Göç: Ülke içinde yapılan göçlerdir. Buda sürekli ve mevsimlik göç diye ikiye ayrılır.
İç Göçün Nedenleri:
1-Kırsal kesimde hızlı nüfus artışı
2-Tarım alanlarının miras yoluyla parçalanması
3-Kırsal kesimde iş imkanının yetersiz olması
4-Kentlerde ki iş, sağlık, eğitim vs hizmetlerin daha iyi olması
5-Doğal afetler
6-Makineli tarım
7-Güvenlik(terör)
8-Kan davaları
İç Göçün Sonuçları:
1-Çarpık (plansız) kentleşme
2-Altyapı sorunları
3-Belediye hizmetlerinin yetersiz kalması
4-İşsizliğin artması
5-Hırsızlık ve kapkaç gibi sorunların yaşanması
6-Çevre kirliliği oluşur
7-Trafik ve eğitim sorunları olur.
*Ülkemizde iç göçler doğudan batıya doğru olur. En çok göç Marmara, Ege ve Akdeniz’e olur. En çok göç veren bölgeler Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz’dir.
Dış Göç: Bir ülkeden başka bir ülkeye yapılan göçlerdir.
Dış Göçün Sebepleri:
1-İş bulma
2-Savaş ve doğal afetler
3-Ülkeler arası nüfus değişimi
4-Etnik ve kültürel nedenler
5-Turizm faaliyetleri
Sonuçları:
Göç alan ülkelerin nüfusu artar. Kültürel ilişkiler gelişir. Ekonomik ilişkiler gelişir.
Beyin Göçü:Bir ülkenin zeki insanlarının başka ülkelere gitmesi
*Türkiye’de Yerleşmeyi Etkileyen Faktörler
İklim, yeryüzü şekilleri, toprak, ekonomik etkenler, ulaşım, su kaynakları, maden, turizm
YERLEŞME Devamını Oku
4.ÜNİTE:ZAMAN İÇİNDE BİLİM
KAZANIMLAR:
1. İlk uygarlıkların bilimsel ve teknolojik gelişmelere katkılarına örnek verir.
2. Yazının kulanım alanları ve bilgi aktarımındaki önemi
3. Türk-İslam bilim adamlarının bilimsel gelişim sürecine katkıları.
4. Rönesans ve Reformla başlayan gelişmelerin günümüze etkisi.
5. Tarihsel süreçte düşünceyi ifade etme ve bilim özgürlüklerini bilimsel gelişmelerle ilişkilendirir.
BİLİNMESİ GERKEN KAVRAMLAR:
-Çağ -Keşif -Milat –Uygarlık – Buluş -Bilim
Yeni Buluşlar= (Tekerlek,barut,mum,mürekkep,cam,yazı)
Kâğıt, Barut, Pusula ve Matbaa Talas Savaşı (751) ile Müslümanlara, Haçlı Seferleri ile de Avrupa ya geçti.
BULUŞLARIN SERÜVENİ
İnsanların, avladıkları hayvanları kesip parçalamak, kemikleri kırmak için çakılları ve taşları kullandıkları zamandan beri bu aletlerde sürekli devam edecek bir gelişme, teknolojik gelişmeler başlan bulunuyordu.
CAM: Camın hammaddesi kumdur. Kumun yapısında bulunan silisyum dioksit, yüksek sıcaklıkta erir. Camın dayanıklı olmasını sağlamak, yumuşaklığı¬nı artırmak ve renk katmak için çeşitli maddeler katılır.
Evlerde kullandığımız cam eşyaları¬nın dışında yeni yapılan iş merkezlerinin birçoğunun dış yüzeyleri de cam bloklarla kaplanmaya başlanmıştır. Camın hafif olması ve aydınlığı sağlaması ya¬nında estetik olması da kullanım alanını genişletmiştir.
Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi MÖ 3. yüzyıla dayanır. MÖ 1000 yıllarında Mısırlılar cam elde etmeyi başardılar. Suriyeli cam ustaları “Cam Üfleme Tekniği’ni kullandılar.
Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başladı ve İstanbul’un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişti. İstanbul ve çevresinde 14. yüzyılın başlarında “Çeşm-i Bülbül” adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlandı. Türkiye’de ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe’de kuruldu.
Çeşm-i Bülbül: Anadolu atölyelerinin çıkardığı bir üründür. Bu teknik, modern cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geleneksel ustaların çalışmalarını geçemediği bir tekniktir.
MÜREKKEP: Günümüzden yaklaşık yedi bin yıl önce Mezopotamya’nın verimli toprak¬larında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tut¬ma zorunluluğu ortaya çıktı. Babiller ve Mısır¬lıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken, bunun yerini ucu yon¬tulmuş çubuk aldı. MÖ 1300′e doğru Çinliler ve Mısırlılar kandillerde aydınlatmadan olu¬şan isi su ve bitki zamklarıyla karıştırarak ha¬zırlanan mürekkebi buldular.
İlk çağlarda kullanılan mürekkep, parşömen üzerine yazmak için deriye iyice sinen ve silinmesi ko¬lay olmayan, özel dayanıklı bir mürekkepti. Bu mürekkep, bugünde birçok mürekkeplerin yapıldığı gibi mazı soyundan (mürekkep kozası) demir sülfattan ve reçineden (ya da Arap zamkından) yapılırdı.
Eski mürekkebin önemli bir özelliği, yazının renginin yazarken çok soluk olması ve daha sonra kendi kendine kararmasıydı. Günümüzde kullanılan mürekkep de ise içine boya katılmasından dolayı böyle bir durum yaşanmıyor dolayısıyla yazan kişinin de okuyan kişi kadar iyi görebilmesini sağlıyor.
TEKERLEK: Tekerlek bütün çağların en önemli mekanik icadıdır. Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde, buhar makinelerinde ayrıca otomobil, bisiklet gibi taşıtlarda tekerlek ve tekerlek ilkesine dayanan dişli ve çarklar vardır.
Kesile ağaç kütüklerinin yuvarlanmasının görülmesi tekerleğin atası sayılır. En eski tekerlek yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’da yapılmıştır. Çömlekçilerin toprağı şekillendirmede yardımca bir araç olarak kullandıkları tekerleğin arabalara takılması ulaşımda köklü bir dönüşüme neden oldu. İlk tekerlek kalın kalasların, yan yana getirilip tutturulduktan sonra yuvarlak biçimde kesilmesiyle elde edilen disklerdi. MÖ 200 yılında parmaklı (ispitli) tekerlek icat edildi. Parmaklıkları deri ya da metal şeritle sağlamlaştırıldı. Böylece ilk lastikler ortaya çıktı. Zamanla sabit bir dingilin çevresinde dönen tekerlekler yapıldı.
MUM: Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce ortaya çıktı. Mum çevresi balmumuyla ya da don yağıyla sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun ya da don yağının bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçar. Bu bakımdan mum, kullanılması daha kolay bir yağ lambasıdır.
Yağ lambaları ve mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı 19. yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynakları olmayı sürdürdüler.
BARUT: Çinliler tarafından bulunmuştur. Daha sonra Türkler vasıtasıyla Çinlilerden Müslüman Araplara geçmiştir. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar barut yapmayı Müslümanlardan öğrendiler Barut sayesinde top, tüfek gibi ateşli silahlar yapıldı.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarını yıkabilecek toplar yaptırması, Avrupa krallarının işine yaradı. Krallar büyük toplar sayesinde söz geçiremedikleri derebeylerin şatolarını yıktılar, böylece Avrupa’da derebeylerin egemenliklerine son veren krallar siyasi güçlerini artırdılar.
Ateşli silahlarda kullanılan barut yol yapımında, maden çıkarılmasında da kullanılmaktadır.
SÖZ UÇAR YAZI KALIR
Günümüzden yirmi bin yıl önce mağara duvarlarına çizilen hayvan resimleriyle başlayan insanın iz bırakma tutkusu, altı bin yıllık bir geçmişi olan yazının ortaya çıkarılmasında atılan ilk adımlardır.
Tarih, insanın yazıyı bulmasıyla başladı. Konuşurken çıkarılan seslere bir takım işaretler karşılık olabilirdi.
İlk yazı nesneleri gösteren resimler şeklindeydi. Konuşma dilini yazı diline çevirmeyi başaran Sümerler düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara bırakma yöntemini bulmuş oldular. Sümerlerin kil tablet üzerine yazdıkları harflerin biçimi çiviye benze¬diği için bu yazıya çivi yazısı adı verildi. Çivi yazısını Babil ve Hitit gibi uygarlıklarda kullanmışlardır.
Eski Mısırlıların kullandığı resimli yazıya “hiyeroglif” denir. Bu yazıda harfler resimlerle ifade edilir. Hiyeroglif yazılar yalnızca duvara ve anıtlara yazılırdı.
Güney Amerika uygarlığı olan İnkalar “Khipu” adı verilen düğümlerden oluşan ip demetlerinden yararlanıyorlardı. “Khipu”lar sayısal kayıtları tutmak için kullanılmakta her ip farklı renkte ve farklı düğüm şeklindeydi.
Fenikeliler yazıyı çeşitli harflerle anlatarak ilk alfabeyi icad ettiler. Bu alfabe Yunanlılar ve Romalılar tarafından da geliştirilerek Latin Alfabesi oluşturulmuştur.
Gutenberg ise yazıyı daha seri bir şekilde kopyalayan bir matbaa geliştirmiştir. (1457) Devamını Oku
TÜRK TARİHİNDE YOLCULUK
KAZANIMLAR:
1. Türkiye Selçuklular döneminde Türklerin siyasal mücadeleleri ve kültürel faaliyetlerin Anadolu’nun Türkleşmesine katkısı.
2. Kanıtlara dayanarak Osmanlı Devleti’nin siyasi güç olarak ortaya çıkışını etkileyen faktörler.
3. Osmanlı’da deniz ve ticaret
4. “ hoşgörü ve birlikte yaşama.
5. Türk kültür ve sanatındaki değişim.
6. Osmanlı-Avrupa arasındaki kültür,sanat ve estetik anlayışındaki etkileşim ve değişim.
7. Seyahatnamelerden Türk kültürüne ait izler çıkarma.
8. Islahat hareketleri sonucu toplumsal ve ekonomik değişim hakkında çıkarımda bulunma.
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
1.Fetih 2.Gaza 3.İskan 4.Siyasi güç
ANADOLU, ANAYURT
Anadolu ya Türk Akınları:
İlk Türk akınları 4.yy. da Avrupa Hunları, 6.yy. da Sabar Türkleri tarafından yapıldı. Ancak bu akınlar yurt edinme amacını taşımıyordu. Yurt edinmek amacıyla ilk akınları 1015 yılında çağrı bey yaptı.
Türklerin Anadolu’ya aileleri ile birlikte gelmeleri yerleşmek amacıyla geldiklerinin bir göstergesidir.
#Pasinler (Hasankale) Savaşı (1048)
SEBEP:5.000 kişilik bir Selçuklu ordusunun Bizans tarafından pusuya düşürülmesi.
ÖNEMİ: Bizans ile B.Selçuklu Devleti arasında yapılan ilk büyük savaştır.
SONUÇ: Türklerin batıya (Anadolu)ilerlemesi kolaylaştı.
#Malazgirt Savaşı: 26 AĞUSTOS 1071
SEBEP: Bizans ın Türkleri durdurmak ve Anadolu dan atmak istemesi.
SONUÇLAR: 1 Türkiye tarihi başladı. 2 Anadolu nun kapıları açıldı. 3 Haçlı seferlerine sebep oldu. 4 Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atıldı.
Anadolu ya Yapılan İlk Türk Akınlarının Amacı
1. Anadolu yu tanımak
2. Alınması güç olan kaleleri yıpratmak
3. Gelecekteki yerleşmenin nasıl olacağını kararlaştırmak
Anadolu da Kurulan İlk Türk Devletleri
Anadolu’ da farklı Türk devletlerinin kurulmasının sebepleri
a- Farklı Türk boyları gelmiştir.
b- Büyük Selçuklu Devleti’ nde komutanlara fethettikleri yerler verilirdi. Bu durum fetihleri hızlandırırken parçalanmayı da hızlandırmıştır.
1. Danışmendliler: Danışmend Gazi Tarafından Tokat, Niksar, Sivas, Amasya, Çorum, Yozgat ve Malatya civarında kurulmuştur.
2. Saltuklular: Ebul Kasım tarafından Erzurum ve civarında kurulmuştur.
3. Mengücekliler: Mengücek Gazi tarafından Erzurum ve çevresin de kurulmuştur.
4. Artuklular: Artuk Bey in oğulları tarafından Doğu ve G.Doğu Anadolu çevresinde kuruldu.
5. Çaka Beyliği:Çaka Bey tarafından İzmir ve çevresinde kuruldu. Denizcilikte ilerlediler. Çaka Bey’ in öldürülmesi Türk denizciliğine vurulan ilk darbedir.
Bu Devletlerin Önemi:
1. Anadolu nun fethine yardımcı oldular
2. Yaptıkları eserlerle Anadolu yu bayındır hale getirdiler
3. Anadolu nun Türkleşmesine yardımcı oldular
Anadolu’da ilk medreseyi Danişmendliler Niksar’da (Yağıbasan) açtılar.Artukluların Diyarbakır’da yaptığı Malabadi Köprüsü dünyanın en büyük taş kemerli köprüsüdür.Divriği’deki Ulu Camii ve Darüşşifa UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmıştır.
ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1077-13O8)
Kuruluş Dönemi:
1.Süleyman Şah: (1077-1086) İznik i alarak başkent yaptı.1077 de B.Selçuklu Sultanı Melik Şah Süleyman Şah a Hükümdarlık unvanı verdi. Halep i almak isteyince Tutuş a yenildi ve öldü.
2. Kılıç Arslan: (1092-1107)
Melik Şah Süleyman Şah ın çocuklarını yanına aldı. Melik Şah ölünce serbest kalan Kılıç Arslan Anadolu Selçuklu Devleti nin başına geçti. Bu yüzden A.Selçuklu tahtı 6 yıl boş kaldı. Malatya kuşatması 1. Haçlı Seferi yüzünden başarısız oldu.
Haçlılar İznik i Aldığından Konya başkent yapıldı. Suriye de Emir Çavlı ile yaptığı savaşta yenildi ve öldü. Çocukları yine B.Selçuklu Sultanı tarafından esir alındı.
3.1.Mesut: (1155-1192)
Anadolu tahtı 9 yıl boş kaldıktan sonra 1.Mesut Sultan oldu. Döneminin en önemli olayı 2. haçlı seferidir.
4. 2.Kılıç Arslan (1155-1192)
Danışmendliler e son verdi.Anadolu Selçuklularda ilk gümüş parayı bastırdı. Ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırması en büyük hatasıdır.
#Miryokefalon Savaşı (1176)
SEBEP: Bizans ın Anadolu yu Türkler den geri almak istemesi.
SONUÇLAR:
1. Bizans ın Anadolu yu alma umudu kalmadı.
2.Malazgirt Anadolu nun kapılarını açmış, Miryokefalon ise Anadolu nun sonsuza kadar Türk yurdu olduğunu ispatlamıştır.
3.Bizans savunmada kaldı.
4.Avrupalılar Anadolu ya Türkiye adını verdiler.
Yükselme Dönemi
1. 1.Gıyasettin Keyhüsrev: (1192-1196)
Ağabeyine yenilerek Bizans a sığındı.
2.Rüknettin Süleyman Şah: (1196-1204)
Saltuklular ı yıktı.
Gıyasettin Keyhüsrev (1204-1211)
Antalya yı aldı. Venediklilerle bir ticaret antlaşması yaptı.
#Haçlı Seferleriyle canlanan Akdeniz ticaretinden yararlanmak isteyen A.Selçukluları ticaret yollarının ve liman şehirlerinin ele geçirilmesine önem verdiler.
Antalya önemli bir ticaret merkezi oldu. Bir tersane yapıldı. Samsun u alarak kapanmış olan Karadeniz ticaret yolunu açtı.
4.İzzettin Keykavus: (1211-1220)
Sinop u alarak önemli bir ticaret merkezi haline getirdi. Trabzon Rum İmparatorluğunu vergiye bağladı. Anadolu yu Uluslararası bir ticaret merkezi haline getirdi.
5.Alaaddin Keykubat (1220-1237):
A.Selçuklu Devleti en parlak dönemini yaşadı. Alanya yı alarak bir tersane yaptırdı.
#Yassı Çemen Savaşı (1230)
Harzem şahların Ahlât a saldırması üzerine başlayan savaşı A. Keykubat kazandı ve Harzem şahlar yıkıldı.
—Kırım a bir sefer yaparak Karadeniz ticaret yoluna hakim oldu.
#MOĞOLLARA KARŞI ALDIĞI SAVUNMA TEDBİRLERİ:
a.Elçi ve hediyeler göndererek iyi geçindi.
b.Harzem Şah ve Eyyubilerle ittifak yaptı.
c.Sivas, Erzurum ve Konya nın etrafına sur yaptı.
d.Ahlat ı aldı.
e.Doğudaki Kalelerini tamir ettirerek en seçme askerlerini yerleştirdi.
Anadolu Selçuklu Devletinin Yıkılışı
#Baba i. İsyanı(1240):
SEBEPLERİ:1.Devletin kötü yönetilmesi. 2.Asya dan gelenlerin doğu ve güney doğu da birikmesi.
SONUÇLAR:1.Bu olay Moğollara cesaret verdi. 2.Bu olay A.Selçuklu Devletinin eski gücünde olmadığını gösterdi. Devamını Oku
EKONOMİ VE SOSYAL HAYAT
KAZANIMLAR:
1. Üretimde ve yönetimde toprağın önemini tarihten örneklerle açıklar.
2. Kaynakların,ürünlerin ve ticaret yollarının devletlerin gelişmesindeki önemini açıklar.
3. Vakıfların çalışmalarından ve sosyal yaşamındaki rolüne örnekler verir.
4. Türklerde meslek edindirme ve meslek etiği kazandırmada rol oynayan kurumları tanır.
5. Meslek seçimi
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
1.Okyanus 2.Girişimci 3.Meslek 4.Dayanışma 5.İthalat/İhracat 6.Pazar 6.Sermaye 7.Sorumluluk 8.Vakıf 9.Vergi
TOPRAK-TARIM
Tarımı Destekleyen Kuruluşlar:
-Ziraat Bankası
-Devlet Su İşleri(DSİ): Baraj, Gölet ve Kanallarla su ihtiyacını(Tarım Alanlarının) karşılar.
-Tarım Satış Kooparatifi: Ani fiyat düşüşlerine karşı üreticiyi korur.
-Toprak Mahsülleri Ofisi(TMO): Tahıl destek alımları yapar
-Türkiye Zirai Donanım Kurumu(TZDK): Çiftçini ihtiyacı olan malları üretir.
-GAP İdaresi Başkanlığı: Güneydoğu Anadolu’nun sulama ihtiyacı için kurulmuştur.
Bunların dışında Çukobirlik, Fiskobirlik, Çaykur gibi kuruluşlar vardır.
TOPRAK YÖNETİMİ
Hititlerde Toprak: Topraklar devletindi. Ancak kral bu toprakları işlemesi için vali ve komutanlara veriyordu. Savaş zamanı vali ve komutanlar besledikleri askerlerle savaşa gidiyordu.
Feodalite(Derebeylik): Ortaçağ Avrupa’sının yönetim şeklidir. Cemre ve Viking saldırıları merkezi yapıyı bozmuş, derebeylik ortaya çıkmıştır. Derebey (Sanyör) her şeyin sahibi idi. İstanbul’un fethinde kullanılan topların örnek alınmasıyla Derebeylikler yıkıldı. Merkezi krallıklar güçlendi.
Manga Karta(1215)İngiltere kralı istediği gibi vergi koyamayacak, mahkeme kararı olmadan kimse cezalandırılmayacaktı.(Kanun üstünlüğü) İngiltere Anayasalı Monarşiye geçti.
Selçuklularda İkta sistemi:
-Askerlere ve devlet görevlilerine hizmet ve maaş karşılığı verilen topraklardır.
-Toprak devletin, işletme hakkı ikta sahibindir.
-İkta sahibi elde ettiği gelirin bir kısımıyla geçimini sağlar, kalanla asker beslerdi. Barış zamanı bu askerler o bölgenin güvenliğini sağlarken savaş zamanı ana orduya katılırdı.
-İkta süresince kullanılır, satılamaz, miras bırakılamaz.
-İkta 3 yıl üst üste ekilmezse elinden alınırdı.
Osmanlı Devleti’ nde Toprak Tönetimi
Dirlik:Geliri asker yetiştirmek şartı ile asker ve memurlara verilen topraklardır.3’ e ayrılır:
a-Has: Geliri 100.000 akçeden fazla olan topraklardır.Padişah ailesine ve divan üyelerine verilirdi.
b-Zeamet:Geliri 100.000 ile 20.000 akçe arasında olan topraklardır.İkinci derece memurlara verilirdi.
c-Tımar:Geliri 20.000 ile 3.000 akçe arsında olan topraklardır.Savaşta başarı gösterenlere verilirdi.
*Dirlik alanlar 3.000 akçeye 1 atlı asker (Tımarlı Sipahi) beslemek zorundaydı.Böylece devlet asker için hazineden para harcamaz,üretimi aksatmaz ve sürekli hazır bir orduya sahip olurdu.
TİCARET
Kıral Yolu:Lidya kralı Giges tarafından yaptırılmıştır.Sardes’ten başlar (bazı kaynaklara göre millet) Su şehrinde sona erer.Tarihteki ilk ticaret yoludur.
Baharat Yolu:Hindistan’dan kara yoluyla Mısır’a oradan deniz yoluyla Avrupa’ya giden yoldur.Bu yol (Mercidabık ve Ridaniye) Mısır Seferi sonunda Osmanlılara geçti.Bu yol önemini coğrafi keşiflerle yitirdi.Süveyş Kanalın’ın açılmasıyla tekrar canlandı.
İpek Yolu:Çin’den başlar, Anadolu ve Mısır üzerinden Avrupa’ya uzanırdı. Coğrafi keşiflerle önemini kaybeden yol, Süveyş Kanalı ile canlandı.
KOL GÜCÜNDEN MAKİNE GÜCÜNE GEÇİŞ
Sanayi inkılabı: Üretimde insan ve hayvan gücünün makinelerin olmasıdır. İlk İngiltere’de ortaya çıktı. Küçük atölyeler yerine fabrikalar kuruldu.üretim arttığı için hammadde ve Pazar ihtiyacı ortaya çıktı. Ulaşım gelişti. Sömürgecilik hızlandı. Köylerden kentlere göç hızlandı. İşçi sınıfı ortaya çıktı. Sendikalar doğdu. Buharlı gemi ve trenler yapıldı.
# Osmanlı sanayi inkılâbına ayak uyduramadı. El emeği ile üretilen mallar Avrupa’nın fabrika malları rekabet edemedi. Yerli sanayi çöktü. Kapitülasyonların da etkisiyle Osmanlı ülkesi Avrupa’nın pazarı haline geldi.
Sendika: İşçilerin hak ve çıkarlarını korumak amacıyla kurdukları toplumsal ve sınıfsal bir örgüttür. Din, dil, ırk ayrımı yoktur.
Grev: Çalışanların iş bırakma eylemidir.
Lokavt: İşyerinde faaliyetin tamamen durmasına sebep olacak şekilde işverenin işçileri uzaklaştırması.
Süveyş Kanalı:1869’da İngiltere tarafından açıldı. Baharat yolu kısaldı. Akdeniz önemini tekrar kazandı.
Panama Kanalı: 1914 yılında açıldı.
Sanayi İnkılâbının Olumsuz Sonuçları
¬¬-Çevre kirliliği başladı.
—Şehirler kalabalıklaştı.
—Doğal kaynaklar daha hızla tüketildi.
—Sömürgecilik hızlandı.
VAKIFLAR
Vakıf:Kişinin kazancının bir bölümünü insanların hayrına olacak bir iş için ayırmasına denir.
# Osmanlı’da ilk vakıf Orhan Bey tarafından kurulmuştur.
# Malını vakfeden kişi kadı huzurunda vakıf şartlarının belirtildiği gibi bir sözleşme oluşturur.
# Osmanlı’da vakıflar din, ırk farkı gözetmeden tüm insanlara hizmet verirdi. Vakıf malları satılamaz, miras bırakılamazdı.
# Vakıf eserlerinin korunması ve verilen hizmetin devamı için 2 Mayıs 1924’te Vakıflar Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Görevleri:
1-Vakıf eserlerinin restorasyonu.
2-Vakıfların devamı.
3-Muhtaç kişilere yiyecek ve giyecek yardımı.
4-Burs (öğrenciler için).
5-Anne ve babası olmayan çocuklara maaş.
# Her yıl mayıs ayının 2. haftası Vakıf haftası olarak kutlanır.2006 yılı Vakıf Medeniyeti Yılı olarak ilan edilmiştir.(2008 su yılı).
TEMA(Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı)
TEGV(Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı)
# Vakıf sistemi sayesinde Osmanlı alınan yerlerin Türkleşmesini sağlamış, bayındır hale getirilmesini sağlamıştır. Ticareti canlandırmış, Eğitim ve sağlık için bütceden para ayırmasına gerek kalmamıştır.
MESLEK
Ahi Teşkilatı:Ahi Evren tarafından kuruldu. Ahi kelimesi kardeş anlamına gelir. 13.yy’da Anadolu’da Moğol baskısı hâkimdi. Anadolu’ya düzensiz bir şekilde Türkler geliyordu. Bunlara bir sanat ve güzel ahlaki beceriler kazandırmak amacıyla Ahi (lonca) Teşkilatı kuruldu. Çırak, kalfa, usta sistemi vardı. Hem teorik hem de pratik eğitim verilirdi. Her Ahi birliğinin sandığı vardı. Bu sandık sayesinde esnaf tefecilerden korunur, zor durumda kaldığı zaman yardım edilirdi.
Ahi Teşkilatının Özellikleri:
Devletle esnaf arasında köprü görevi yapardı.
Verdiği eğitimle mesleklerin devamlılığı sağlamıştır.
İhtiyaç sahibi esnafa yardım edilmiştir.
İnsanlara meslekle birlikte iş ahlakı kazandırılmıştır.
Kalitesiz veya pahalı mal satılması önlenmiştir. Devamını Oku
6.ÜNİTE:YAŞAYAN DEMOKRASİ
KAZANIMLAR:
1. Türk Devletlerindeki yönetim şekli ve egemenlik anlayışındaki değişimi ve sürekliliği fark eder.
2. Anayasamızın 2. maddesine örnekler verir.
3. Yasama, Yürütme ve Yargı kavramları
4. Siyasi partilerin, Sivil Toplum Örgütlerinin, Medyanın ve bireylerin gündemi nasıl etkilediğini bilir.
5. İçinde bulunduğu eğitsel ve sosyal faaliyetlerde işleyen süreçleri demokrasinin ilkeleri açısından analiz eder.
BİLİNMESİ GEREKEN KAVRAMLAR:
1.Kurultay 2.Kut 3.Meşrutiyet 4.Monarşi 5.Oligarşi 6.Özgürlük 7.Laiklik 8.Medya 9.Milli Egemenlik 10.Yasama 11.Yürütme 12.Yargı
DEMOKRASİ
Demokrasinin Doguşu: MÖ.450 yıllarında Atina’da site adı verilen şehir devletleri vardı. Şehir devletlerinde kadınların ve kölelerin dışında herkesin söz hakkı vardı. Doğrudan demokrasi uygulanır.
1215’de İngiltere’de kralın yetkilerini sınırlandırmak için Manga Karta ilan edildi. Kral yasaların üstünlüğünü kabul etti. Kral keyfi yargılama yapamayacak, istediği gibi vergi koyamayacaktı.
Coğrafi keşiflerle Avrupa zenginleşti. Rönesans ile bilimde, sanatta ve edebiyatta ilerledi. Reform ile skolaştik düşünce yıkıldı. Düşünce özgürlüğü ve laiklik geldi.
Fransız ihtilali ile birlikte eşitlik, adalet özgürlük ve demokrasi fikirleri yayıldı.
1948 yılında (10 Aralık) Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edildi.
Demokrasi: Halkın kendi kendini yönetmesidir. Uygulama biçimlerine göre Doğrudan, Yarıdoğrudan, Temsili olmak üzere 3 çeşit demokrasi vardır.
Demokrasinin dayandığı temel ilkeler Hürriyet ve Eşitlik, Çoğulculuk ve Milli Egemenliktir. Hürriyet başkalarına zarar vermeden her şeyi yapma hakkıdır. Eşitlik ise herkesin kanunlar önünde eşit olmasıdır.
Herkesin 1 oy hakkı vardır. Din ırk ve düşünce ayrılığı bunu engelleyemez. Seçimler gizli oy, açık sayım ilkelerine göre yapılır. En çok oy alan parti iktidar, diğerleri muhalefet partisi olur. Bir parti yeterli çoğunluğu sağlayamazsa bir ya da birkaç parti koalisyon yapar.
Demokraside milli egemenlik halka dayanır. Halk devleti yönetecek kişileri seçer. Seçilenler devleti halk adına yasalara uygun olarak yönetirler. Eğer halk memnun değilse bir daha seçmez.
Çoğulculuk farklı görüşlerin farklı partilerce temsil edilmesidir. Herkes özgürce düşüncesini açıklayabilir.Bu nedenle çoğulculuk ilkesi düşünce ifade özgürlükleri içinde yer alır.
Türk Tarihinde Demokratik Gelişmeler:
KURULTAYDAN MECLİSE
Eski Türklerde siyasi, askerî ve ekonomik kararların alındığı meclise toy ya da kurultay adı verilirdi.
Orta Asya Türk devletlerinden biri olan Hunlarda her yıl ilkbaharın beşinci ayında (Hazi¬ran ayı) devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay top¬lanırdı. Çeşitli şenliklerin ve spor etkinliklerinin yapıldığı bu toplantılarda bir taraftan da devlet iş¬leri görüşülerek karara bağlanırdı. Bu meclislere ileri gelen boylar davet edilir, gelmeyenler devleti protesto etmiş kabul edilirdi. Bu toplantılarda hü¬kümdarların yanında her zaman hatun denilen hanımı oturur ve bazı elçileri kabul edebilirdi.
Türkler hükümdara devleti yönetme yetki¬sinin Tanrı tarafından verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından verilen bu yönetme hakkına kut inancı denirdi. Kutun kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına geçtiğine inanılırdı.
Bütün hanedan üyelerinde kut olduğun¬dan kendine siyasi ve askerî bakımdan güvenen kişi taht mücadelesine girebilirdi. Bu durum Türk devletlerinde bölünmeye neden olurdu.
Devletin devamı için baba – oğul veya kardeşlerin birbirleriyle mücadelesi normal karşı¬lanırdı.
Türk devletlerinde hükümdarlar yönetimi kolaylaştırmak için ülkeyi doğu ve batı olmak üzere ikiye ayırırdı.
İslamiyet’in Kabul Edilmesinden Sonra Meclis
İslam dininin kabul edilmesinden sonra da devlet yönetiminde Türk kültürünün etkisi de¬vam etti. Kut anlayışı İslam dünyasının dinî lideri olan halifenin hükümdarlığı onaylaması uygula¬masına dönüştü.
İslamiyet döneminde de “Devlet ve ülke, hükümdar soyunun ortak malıdır.” anlayışı de¬vam etti.
Devletin başında bulunan sultanın önem¬li görevleri ve sorumlulukları vardı. Sultan, devle¬ti en iyi şekilde yönetir, halkın mutluluğu için çalı¬şırdı. Sultandan sonra en yetkili devlet adamı ve¬zirdi.
Devlet işleri, Divan adı verilen bir kurulda görüşülüp karara bağlanırdı. Divan’a, sultan veya vezir başkanlık ederdi.
İslamiyet’in kabulünden sonra kurulan Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi Türk devletlerinde de İslamiyet öncesi Türk devlet gelenekleri devam etmiştir. Ancak devlet yönetiminde de din kuralları etkili olmaya baş¬lamıştır. Özellikle Osmanlı sultanlarından Ya¬vuz Sultan Selim’in halifelik makamını başkent İstanbul’a taşıması ve kendisinin halife olması devleti teokratik bir yapıya büründürmüştür Devamını Oku
OLAY: Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek özellikte olan her türlü iş veya hadiseye denir. Örn. çocukların parkta oynaması, insanların alışveriş yapması, iki kişinin birbiriyle tartışması, trafik kazasının yaşanması, çevre kirliliğinin ortaya çıkması vs.
Karşılaştığımız olayların yalnızca bir nedeni yoktur, birden fazla nedeni olabilir.
OLGU: Kolayca anlaşılabilen, tam olarak bilinen, objektif olarak kanıtlanabilen ve bilimsel verilere (bilgilere) dayandırılabilen somut şeyler, olay ve düşünceler. Örn.
Atatürk, TC’nin ilk cumhurbaşkanıdır.
Türkiye’nin en büyük gölü Van Gölü’dür.
Türkiye’nin başkenti Ankara’dır.
Üçgenin iç açıları toplamı 180 derecedir.
GÖRÜŞ: Kişiden kişiye değişen ve insanların bireysel düşüncelerini yansıtan bilgiye denir. Örn.
Sinema tiyatrodan daha eğlencelidir.
En kolay ders matematik dersidir.
Elma portakaldan daha güzeldir.
Trenle seyahat etmek daha kolaydır.
KAVRAM: Basit bir fikri veya gerçeği, bir gurup veya bir sınıf şeyi soyutlayarak ifade eden terim, kelime (Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımıdır).
Kavram Testi: Eğer bir sözcük;
genel ve soyutsa,
bir veya iki sözcükle ifade ediliyorsa,
evrenselse,
bir zamana bağlı değilse,
ortak özelliklere sahip farklı özellikleri temsil ediyorsa kavramdır.
Örn. nüfus, enerji, değer, kültür, değişim, demokrasi, aile, güç, çevre, bağımsızlık vs. Devamını Oku
ATATÜRKÇÜLÜK
Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen; devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata, toplumun temel kurumlarına, devletin rejimi ve işleyişine ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere Atatürkçülük denir.
Atatürkçülük; Türk milletinin, bugün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması; devletin, millet egemenliği esasına dayandırılması, aklın ve ilmin rehberliğinde, Türk kültürünün çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkarılması amacını hedef alır.
Atatürkçülüğün Nitelikleri
o Tam bağımsızlığa dayanır.
o Millet egemenliğini esas alır, milleti hâkimiyetin tek kaynağı olarak görür.
o Toplumda sınıflaşma ve sınıf kavgalarını reddeder.
o İlericiliği, barışçılığı ve laikliği savunur.
o Taassubu reddeder.
Atatürk İlkeleri
1. Cumhuriyetçilik
2. Milliyetçilik
3. Halkçılık
4. Devletçilik
5. Laiklik
6. İnkılâpçılık
Atatürk İlkelerinin Amacı: Türk toplumunun refahını, mutluluğunu ve huzurunu sağlayarak çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmaktır. Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde bağımsız, onurlu ve mutlu bir yaşam sürmesini, Türkiye’nin uluslar arası ilişkilerde bağımsız ve saygın bir devlet olmasını sağlamaktır.
Atatürk İlkelerinin Ortak Özellikleri
• Türk toplumunun ihtiyaçlarından doğdu.
• Kabul edilmesinde hiçbir iç ve dış baskı yoktur.
• Akla ve mantığa uygundur.
• Atatürk tarafından hem sözle hem de uygulama ile belirlendi.
• Birbirinden ayrılamaz, tek tek değerlendirilemez, bir bütünü oluşturan öğelerdir.
• Türk milliyetçiliğine dayanır, milli bir nitelik taşır.
• Gücünü Türk Tarihi ve Türk Töresinden alır.
Atatürk İlke ve İnkılâplarının Dayandığı Temel Esaslar
1 Milli Tarih bilinci
2 Vatan ve millet sevgisi
3 Milli dil
4 Milli bağımsızlık ve özgürlük
5 Egemenliğin millete ait olması
6 Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine yükselmek
7 Milli kültürün geliştirilmesi
8 Türk milletine inanmak ve güvenmek
9 Milli birlik ve beraberlik, ülke bütünlüğü
10 Barışçılık
11 Akılcılık
CUMHURİYETÇİLİK
-Doğrudan doğruya millet egemenliğine dayanan, yöneticileri halkın oyu ile belli bir süre için seçilen devlet biçimine “cumhuriyet” denir.
- Cumhuriyetçilik; ulusçu, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir ilkedir.
- İlkenin özü cumhuriyet yönetimini korumak, yüceltmek ve yaşatmaktır.
-Anayasamızın birinci maddesinde; “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” hükmü yer alır. Bu hüküm değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. İkinci maddesinde ise cumhuriyetçiliğin nitelikleri yer almaktadır.
Cumhuriyetin Türk Toplumuna Sağladığı Faydalar:
-Cumhuriyet, bütün vatandaşlara devlet yönetimine eşit şekilde katılmayı sağlamıştır.
-Türk toplumunun gelişmesini ve çağdaşlaşmasını sağlamıştır.
Cumhuriyetçilik ile İlgili İnkılâplar
TBMM’nin açılması
Saltanatın kaldırılması
Cumhuriyetin ilanı
Halifeliğin kaldırılması
21 ve 24 Anayasalarının kabulü
Çok partili hayat denemeleri
NOT: Atatürk, Cumhuriyetçilik ve Laiklik ilkelerini partiler üstü tutmuş ve tartışmalardan arındırmıştır.
NOT: Cumhuriyetçilik ilkesi; dünyada ilk kez ABD’nin kurulması ile oluşmuş, Fransız Devrimi ile evrenselleşmiştir.
MİLLİYETÇİLİK (Ulusçuluk)
-Milliyetçilik; milleti sevme, milleti yüceltme amacını benimsemek ve bu yolda yürümektir.
-Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi, kendini aynı milletin üyeleri sayan kişilerin, o milleti yüceltme istekleridir.
- Dini, mezhebi, dili ne olursa olsun, kendini Türk sayan, Türk bilen ve Türk olarak yaşayan her insan Türk’tür. Atatürk bunu “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyerek belirtmiştir.
-Atatürk Milliyetçiliği; akılcı ve insancıldır, ırk ve din üzerine oturmamıştır, toplumsal ilerlemeyi amaçlar, birleştirici ve bütünleştiricidir, barışçıdır, ekonomik içeriği bulunmaktadır, çağdaş ve ileriye dönüktür, milli egemenliğe dayanır, demokratiktir, ülke ve dünya gerçeklerine dayanır. Vatanın bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını her şeyin üstünde tutar.
-Atatürk milliyetçiliğinde, milli birlik ve beraberliği güçlendiren unsurlar; Milli Eğitim, Misak-ı Milli, Dil, tarih, kültür ve gaye birliği, Milli kültür, Türklük şuuru, Manevi değerler.
Milliyetçilik ile İlgili İnkılâplar
Siyasi alanda yapılan devrimler (TBMM’nin açılması, saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, 21 ve 24 Anayasalarının kabulü, halifeliğin kaldırılması, çok partili yaşam denemeleri)
Kabotaj Kanunu’nun kabul edilmesi
Türk Tarih Kurumu’nun kurulması
Türk Dil Kurumu’nun kurulması
HALKÇILIK
Devlet yönetiminde halka dayanma, halktan güç alma, halkın egemenliğine sığınma gibi özellikleri içerir.
- Halkçılık ilkesine göre, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Milletin bütün fertleri kanun önünde eşittir.
-Sınıf egemenliğini reddeder. Bireyler arasında her alanda fırsat eşitliğini amaçlar.
-Milli egemenliği esas alır. Halkın kendi kendini yönetmesini yani demokrasiyi öngörür.
- Halkçılığın amacı, halkın refah ve mutluluğunu sağlamaktır. Halkın ülke kaynaklarından eşit şekilde yararlanmasını sağlar.
Halkçılık ile İlgili Devrimler
Aşar vergisinin kaldırılması
Türk Medeni Yasası’nın kabulü
Kılık-kıyafet Kanunu’nun kabulü
Kadınlara siyasi hakların verilmesi
Soyadı Kanunu’nun kabulü
NOT: Halkçılık; Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkelerinin doğal sonucudur.
NOT: Halkçılık, Anayasada “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” şeklinde yansımıştır.
DEVLETÇİLİK
-Devletçilik, Atatürk tarafından uygulamaya konulan bir ekonomi siyasetidir. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlardan ve ihtiyaçlardan doğmuştur.
-Özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda büyük yatırımların ve devlet güvenliği ile ilgili yatırımların devlet eliyle yürütülmesidir.
- Amacı; Türk toplumunu, çağdaş uygarlık ve refah düzeyine yükseltmektir. Ekonomik alanda da tam bağımsız ve güçlü bir Türkiye yaratmayı amaçlar.
-Ekonomide kalkınma görevinin devlete ait olmasıdır. Ancak devlet, özel teşebbüsün de tam bir güvenlik içinde çalışmasını sağlayacak önlemler almakla görevlidir (karma ekonomiyi öngörür, yani devlet, sermayesi olanlara üretime katılma imkânı verir).
- Cumhuriyetin ilk yıllarında özel girişimcinin olmaması nedeniyle uygulanmıştır.
-Devlet bir taraftan sanayi kurmak ve geliştirmek için çalışırken diğer taraftan da özel teşebbüse yer verdi. Ekonomide devlet-vatandaş işbirliği doğdu.
-Yabancı sermayeye karşı olmamış ama denetime tabi tutmuştur.
NOT: Devletçilik ilkesi kapsamında Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmış, I. ve II. Beş Yıllık Kalkınma Planları yapılmış, MTA ve Etibank kurulmuş, birçok fabrika ve sanayi kuruluşu açılmış, yabancı işletmeler, demiryolları, şirketler ulusallaştırılmış, devlet bankaları ve kredi kooperatiflerini denetimine almış vs.
LAİKLİK
- Laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devlet yönetiminde ve siyasette din kurallarına yer verilmemesi demektir.
- Devlet sorunlarının dine değil, akla ve bilime göre çözümlenmesidir.
- Bireylerin inançlarına saygılı olunması amaçlanmıştır. Kimsenin dini inancına ve vicdan hürriyetine karışılmaz. Dinsel görüşleri açısından kimseye ayrıcalık tanınamaz.
-Laiklik, hoşgörüye, karşılıklı sevgi ve saygıya dayanır, inançta zorlamayı reddeder.
- Laik bir devlette, devletin resmi dini yoktur. Din ve mezhep kavgalarına karşıdır.
-Laik devlet anlayışı, din ve vicdan hürriyeti ile bir arada yürür. Anayasamıza göre, herkes, vicdan, din, inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Laiklik İlkesinin Türk Toplumuna Sağladığı Faydalar
Din ve mezhep farklılıkları ortadan kaldırılarak toplumsal alanda kaynaşma sağlanmıştır.
Türkiye’de hukuk birliğinin sağlanmasında etkili olmuştur.
Toplum hayatında dine ve insana saygı gelmiştir.
Yabancı devletlerin azınlıkları bahane ederek içişlerimize karışması engellenmiştir.
Türkiye’nin çağdaşlaşması hızlanmıştır.
Din ve vicdan hürriyeti sağlanmıştır.
Türkiye’de akla, bilime, gerçeğe ve özgürlüğe dayanan bir toplum ve devlet sistemi kurulmuştur.
Laiklik ile İlgili Devrimler
Saltanatın kaldırılması
Cumhuriyetin ilanı
Halifeliğin kaldırılması
Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılması
Şeriat Mahkemeleri’nin kaldırılması
Tevhid-i Tedrisat Yasası’nın çıkarılması
Tekke, Zaviye ve Türbelerin kapatılması
Maarif Teşkilatı Hakkındaki yasa
Medreselerin kapatılması
Türk Medeni Yasası’nın kabulü
1928’de “Devletin dini İslam’dır” maddesinin Anayasa’dan çıkarılması
1937’de diğer Atatürk İlkerleri ile birlikte “Laiklik” ilkesinin Anayasa’ya eklenmesi
İNKILÂPÇILIK Devamını Oku
-Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı (28 Mayıs 1927). Bu kanun ile özel teşebbüs teşvik edildi. Ancak halkın elinde yeterli sermaye olmadığından devletçilik ilkesi uygulandı.
-Yabancı mallara yüksek gümrük uygulaması getirildi (1929-ülkedeki sanayiyi dış rekabete karşı korumayı amaçlar).
-I. Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlandı (1934–1939), özel teşebbüsün gerçekleştiremeyeceği yatırımlar devlet eliyle yapılmaya başlandı (II. Beş Yıllık Kalkınma Planı II. Dünya Savaşı nedeniyle uygulanamamıştır).
-Dış bağımlılıktan kurtulmak için üç siyah (kömür, demir, akaryakıt) ve üç beyaz (un, şeker, pamuk) üretimine geçildi.
-Karabük ve Ereğli Demir Çelik Fabrikası (1939), Sümerbank, İzmit Kâğıt Sanayi, Paşabahçe Cam, Beykoz Deri Fabrikaları gibi pek çok tesis açıldı.
-Yer altı zenginliklerini ortaya çıkarmak amacıyla Maden Tetkik Arama (MTA) kuruldu (1935).
-Çıkarılan madenlerin işletilmesi için Etibank kuruldu
Osmanlı toplumunda soyadı yoktu. Genellikle insanlar la¬kapları, aile unvanları ve doğduğu yerlere göre anılıyorlardı. Bu durum res¬mi işlerin (tapu, okul, askerlik, mahkeme, miras gibi) yürütülmesinde büyük zorluklar doğuruyordu. Bu karışıklıkları önlemek, kişilerin birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerinde kolaylık sağlanması amacıyla 21 Haziran 1934′de Soyadı Kanunu çıkarıldı. Bu kanuna göre; her aile bir soyadı alacak, soyadları Türkçe olacak, rütbe, memurluk, yabancı ırk, millet adları ile ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler soyadı olarak kullanılamayacaktı. Aynı yıl kabul edilen başka bir kanunla; Molla, Hoca, Hacı, Hafız, ağa, hoca efendi, bey, paşa, hanım, hanımefendi vb. gibi unvanlar yasaklandı. Çünkü bu unvanlar halkı sınıflara ayırarak sanki ayrıcalıklı konumuna taşıyordu. Amaç halk arasında eşitliği sağlamaktır. Aynı kanunla, eski Osmanlı idarecilerinin verdiği tüm nişan, madalya ve rütbeleri taşımak yasaklandı.
Soyadı Kanunu’yla sosyal hayat düzene ve rahatlığa ka¬vuştu. Soyadı Kanunu, Halkçılık ilkesi doğrultusundadır. Çağdaşlaşmaya yöneliktir.
NOT: TBMM, Mustafa Kemal’e de Atatürk, İsmet Paşa’ya ise İnönü so¬yadını verdi.
Atatürk sanat ve spora çok büyük önem vermiştir. “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, Bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkâr olamazsınız.” Sözü ile sanata verdiği önemi vurgulamış. Ülkemizde müzik resim heykel gibi sanat dallarının gelişmesi için elinden gelen çabayı göstermiş. Güzel sanatlarla ilgili okullar açılmasını sağlamıştır.
“Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zekâ kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” diyerek spora verdiği önem ve sporcunun nasıl olması gerektiğini vurgulamıştır.
M. Kemal, 1928 yılında Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara, İzmir ve İstanbul’da konservatuarlar açılmasını sağlamıştır