8.sınıf İnkılap 2.dönem 1. yazılı
Kategorilenmemiş Yorum Yok »İnkılap tarihi 8.sınıf 2.dönem 1.yazılı sorusu indir. Alıntıdır
İnkılap tarihi 8.sınıf 2.dönem 1.yazılı sorusu indir. Alıntıdır
Adı Soyadı: DOĞRU CEVAP:
Numarası: YANLIŞ CEVAP:
BOŞ SORU:
KARGALI İLKÖĞRETİM OKULU 2009-2010 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 5-A SINIFI
SOSYAL BİLGİLER DERSİ SEVİYE TESPİT SINAVI
Bu sınav 4. Sınıf Sosyal Bilgiler dersinde neleri öğrenip neleri öğrenemediğinizi tespit etmek amacıyla yapılmaktadır. Bu sınav notla değerlendirilmeyecektir.
1) Aşağıdaki bilgilerden hangisi resmi kimlik belgemizde bulunmaz?
a) Doğum tarihi b) Doğum yeri c) Duygusal özellik d) Baba adı
2) Aşağıdaki bilgilerden hangisi olumludur?
a) Kin b) Öfke c) Sevgi d) Kıskanma
3) Aşağıdakilerden hangisi milli kültürümüzün zenginliğine örnek olarak gösterilemez?
a) Çiniler b) Elektronik eşyalar c) Gümüş işlemeli süs eşyaları d) Topraktan yapılmış vazolar
4) Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Milli Mücadele’yi hangi şehirden başlatmışlardır?
a) Ankara b) Sivas c) Erzurum d) Samsun
5) Yönümüzü bulmamızı sağlayan alet aşağıdakilerden hangisidir?
a) Terazi b) Saat c) Pusula d) Radyo
6) Aşağıdakilerden hangisi bir doğal unsur değildir?
a) Silgi b) Dağ c) Ağaç d) Taş
7) Aşağıdakilerden hangisi zorunlu ihtiyaçlarımızdan değildir?
a) Barınma b) Giyinme c) Tatil d) Gıda
Kullandığımız ürünleri geri dönüştürerek aşağıdakilerden hangisini sağlamış oluruz?
a) Ekonomiye katkıda bulunuruz. c) İsraf yapmış oluruz.
b) Çok para harcamış oluruz. d) Pahalı ürünler almış oluruz.
9) Aşağıdakilerden hangisi kullanım alanı bakımından diğerlerinden farklıdır?
a) Tren b) Bilgisayar c) Uçak d) Okul servisi
10) Aşağıdakilerden hangisi yanlış verilmiştir?
a) 110 İtfaiye b) 112 Ambulans c) 155 Bilinmeyen numaralar d) 156 Jandarma
11) Orman köylüleri bilinçsiz ağaç kesimiyle ormanların yok olmasından rahatsız olmuşlardı. Bu konuda kamuoyu oluşturup ormanların yok edilmesini engellemek istiyorlar.
Orman köylüleri aşağıdaki hangi sivil toplum örgütüne başvurmalıdır?
a) Tükoder b) Türkiye Yeşilay Cemiyeti c) Türkiye Kızılay Derneği d) TEMA Vakfı Devamını Oku… »
4.ÜNİTE:ZAMAN İÇİNDE BİLİM
KAZANIMLAR:
1. İlk uygarlıkların bilimsel ve teknolojik gelişmelere katkılarına örnek verir.
2. Yazının kulanım alanları ve bilgi aktarımındaki önemi
3. Türk-İslam bilim adamlarının bilimsel gelişim sürecine katkıları.
4. Rönesans ve Reformla başlayan gelişmelerin günümüze etkisi.
5. Tarihsel süreçte düşünceyi ifade etme ve bilim özgürlüklerini bilimsel gelişmelerle ilişkilendirir.
BİLİNMESİ GERKEN KAVRAMLAR:
-Çağ -Keşif -Milat –Uygarlık – Buluş -Bilim
Yeni Buluşlar= (Tekerlek,barut,mum,mürekkep,cam,yazı)
Kâğıt, Barut, Pusula ve Matbaa Talas Savaşı (751) ile Müslümanlara, Haçlı Seferleri ile de Avrupa ya geçti.
BULUŞLARIN SERÜVENİ
İnsanların, avladıkları hayvanları kesip parçalamak, kemikleri kırmak için çakılları ve taşları kullandıkları zamandan beri bu aletlerde sürekli devam edecek bir gelişme, teknolojik gelişmeler başlan bulunuyordu.
CAM: Camın hammaddesi kumdur. Kumun yapısında bulunan silisyum dioksit, yüksek sıcaklıkta erir. Camın dayanıklı olmasını sağlamak, yumuşaklığı¬nı artırmak ve renk katmak için çeşitli maddeler katılır.
Evlerde kullandığımız cam eşyaları¬nın dışında yeni yapılan iş merkezlerinin birçoğunun dış yüzeyleri de cam bloklarla kaplanmaya başlanmıştır. Camın hafif olması ve aydınlığı sağlaması ya¬nında estetik olması da kullanım alanını genişletmiştir.
Mezopotamya’da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi MÖ 3. yüzyıla dayanır. MÖ 1000 yıllarında Mısırlılar cam elde etmeyi başardılar. Suriyeli cam ustaları “Cam Üfleme Tekniği’ni kullandılar.
Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başladı ve İstanbul’un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişti. İstanbul ve çevresinde 14. yüzyılın başlarında “Çeşm-i Bülbül” adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlandı. Türkiye’de ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe’de kuruldu.
Çeşm-i Bülbül: Anadolu atölyelerinin çıkardığı bir üründür. Bu teknik, modern cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geleneksel ustaların çalışmalarını geçemediği bir tekniktir.
MÜREKKEP: Günümüzden yaklaşık yedi bin yıl önce Mezopotamya’nın verimli toprak¬larında tarımın gelişmesiyle yazılı kayıtlar tut¬ma zorunluluğu ortaya çıktı. Babiller ve Mısır¬lıların başlangıçta kullandıkları yazma aracı basit çakmak taşı iken, bunun yerini ucu yon¬tulmuş çubuk aldı. MÖ 1300′e doğru Çinliler ve Mısırlılar kandillerde aydınlatmadan olu¬şan isi su ve bitki zamklarıyla karıştırarak ha¬zırlanan mürekkebi buldular.
İlk çağlarda kullanılan mürekkep, parşömen üzerine yazmak için deriye iyice sinen ve silinmesi ko¬lay olmayan, özel dayanıklı bir mürekkepti. Bu mürekkep, bugünde birçok mürekkeplerin yapıldığı gibi mazı soyundan (mürekkep kozası) demir sülfattan ve reçineden (ya da Arap zamkından) yapılırdı.
Eski mürekkebin önemli bir özelliği, yazının renginin yazarken çok soluk olması ve daha sonra kendi kendine kararmasıydı. Günümüzde kullanılan mürekkep de ise içine boya katılmasından dolayı böyle bir durum yaşanmıyor dolayısıyla yazan kişinin de okuyan kişi kadar iyi görebilmesini sağlıyor.
TEKERLEK: Tekerlek bütün çağların en önemli mekanik icadıdır. Makinelerin çoğunda, saatlerde, yel değirmenlerinde, buhar makinelerinde ayrıca otomobil, bisiklet gibi taşıtlarda tekerlek ve tekerlek ilkesine dayanan dişli ve çarklar vardır.
Kesile ağaç kütüklerinin yuvarlanmasının görülmesi tekerleğin atası sayılır. En eski tekerlek yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’da yapılmıştır. Çömlekçilerin toprağı şekillendirmede yardımca bir araç olarak kullandıkları tekerleğin arabalara takılması ulaşımda köklü bir dönüşüme neden oldu. İlk tekerlek kalın kalasların, yan yana getirilip tutturulduktan sonra yuvarlak biçimde kesilmesiyle elde edilen disklerdi. MÖ 200 yılında parmaklı (ispitli) tekerlek icat edildi. Parmaklıkları deri ya da metal şeritle sağlamlaştırıldı. Böylece ilk lastikler ortaya çıktı. Zamanla sabit bir dingilin çevresinde dönen tekerlekler yapıldı.
MUM: Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce ortaya çıktı. Mum çevresi balmumuyla ya da don yağıyla sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun ya da don yağının bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçar. Bu bakımdan mum, kullanılması daha kolay bir yağ lambasıdır.
Yağ lambaları ve mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı 19. yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynakları olmayı sürdürdüler.
BARUT: Çinliler tarafından bulunmuştur. Daha sonra Türkler vasıtasıyla Çinlilerden Müslüman Araplara geçmiştir. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar barut yapmayı Müslümanlardan öğrendiler Barut sayesinde top, tüfek gibi ateşli silahlar yapıldı.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul surlarını yıkabilecek toplar yaptırması, Avrupa krallarının işine yaradı. Krallar büyük toplar sayesinde söz geçiremedikleri derebeylerin şatolarını yıktılar, böylece Avrupa’da derebeylerin egemenliklerine son veren krallar siyasi güçlerini artırdılar.
Ateşli silahlarda kullanılan barut yol yapımında, maden çıkarılmasında da kullanılmaktadır.
SÖZ UÇAR YAZI KALIR
Günümüzden yirmi bin yıl önce mağara duvarlarına çizilen hayvan resimleriyle başlayan insanın iz bırakma tutkusu, altı bin yıllık bir geçmişi olan yazının ortaya çıkarılmasında atılan ilk adımlardır.
Tarih, insanın yazıyı bulmasıyla başladı. Konuşurken çıkarılan seslere bir takım işaretler karşılık olabilirdi.
İlk yazı nesneleri gösteren resimler şeklindeydi. Konuşma dilini yazı diline çevirmeyi başaran Sümerler düşünceyi ve tarihi gelecek kuşaklara bırakma yöntemini bulmuş oldular. Sümerlerin kil tablet üzerine yazdıkları harflerin biçimi çiviye benze¬diği için bu yazıya çivi yazısı adı verildi. Çivi yazısını Babil ve Hitit gibi uygarlıklarda kullanmışlardır.
Eski Mısırlıların kullandığı resimli yazıya “hiyeroglif” denir. Bu yazıda harfler resimlerle ifade edilir. Hiyeroglif yazılar yalnızca duvara ve anıtlara yazılırdı.
Güney Amerika uygarlığı olan İnkalar “Khipu” adı verilen düğümlerden oluşan ip demetlerinden yararlanıyorlardı. “Khipu”lar sayısal kayıtları tutmak için kullanılmakta her ip farklı renkte ve farklı düğüm şeklindeydi.
Fenikeliler yazıyı çeşitli harflerle anlatarak ilk alfabeyi icad ettiler. Bu alfabe Yunanlılar ve Romalılar tarafından da geliştirilerek Latin Alfabesi oluşturulmuştur.
Gutenberg ise yazıyı daha seri bir şekilde kopyalayan bir matbaa geliştirmiştir. (1457) Devamını Oku… »
KİTLE İLETİŞİMİ: İletişimin bazı teknikler kullanarak çok sayıda kişiyi etkileyecek biçime getirilmesine “kitle iletişimi”, bunun için kullanılan araçlara da “kitle iletişim araçları” denir.
Başlıca kitle iletişim araçları; gazete, dergi, radyo, televizyon, internet, mektup, telgraf, telsiz v.b.dir. İlkçağlarda duman, posta güvercini, davul vs. dir.
Kitle İletişim Araçlarının Kullanılması
• Eşitlik ve özgürlük fikirlerinin yaygınlaşmasına
• İnsan haklarına saygılı olunmasına
• Yurt ve Dünya barışının korunmasına
• Demokrasinin gelişmesine
• İnsanların eğlenmelerine
• İnsanların eğitilmelerine katkısı olmuştur.
TRT (Türkiye Radyo Televizyon Kurumu); Türkiye’de halkı bilgilendirmek, gündemi takip etmelerine yardımcı olmak, halkı eğlendirmek, neşeli zaman geçirtmek için kurulan kurumlardan biridir. TRT’nin çalışmalarına başladığı ilk kitle iletişim aracı Radyo’dur. TRT programları, Türkçe’yi doğru ve etkili kullanma konusunda örnek olmaktadır.
İyi Bir Habercide Olması Gereken Özellikler; dürüst ve tarafsız olmak, haberin kaynağını doğru araştırmak, etkili konuşmak, cesur olmak vs. Devamını Oku… »
WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!
Türk olmak
Aslında çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.
Türk olmak Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…
Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde…
Türk olmak lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.
Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir. Tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.
Türk olmak Selanik’te Pontus Anıtı’nın, Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.
Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Türk olmak; Truva’dan bu yana, Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak, Mostar’da köprüdür, Kerkük’te kaledir, İstanbul’da Kızkulesi’dir, Anadolu’da buğdaydır, Çukurova’da pamuktur, Ege’de tütün, Karadeniz’de fındık, Trakya’da ayçiçeğidir.
Türk olmak Çanakkale’de ölmektir. Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.
Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.
Devamını Oku… »
11. Gözlem Becerisi
Gözlem çeşitli şekillerde olay ve olguların incelenmesidir. Öğrencilerde zaten var olan merak duygusu gözlem becerisinin gelişmesine yardımcı olur. Dikkatlerini belli bir olay veya olguya yoğunlaştırarak olay ve olguların farkına varır ve çevrelerindeki olayları algılayarak daha etkin öğrenirler. Olayların içinde olarak ve yaşayarak öğrenirler. Aynı zamanda, gözlem becerisi gelişmiş bir öğrenci araştırma, katılım, karar verme, rol oynama, drama ve problem çözme gibi becerilerini de kolayca geliştirebilir.
![]()
Sosyal bilgiler dersi 4-8. sınıflarında kazandırılması düşünülen gözlem becerisi daha çok basit gözlem çalışmalarını kapsamaktadır. Burada amacımız öğrencilerin çevreleriyle iletişim kuran, çevresindeki olay ve olguları fark eden, bu olay ve olguları izleyen, neden ve sonuçlarını açıklayabilen, gözlemlerini tarafsız, önyargısız aktarabilen gözlediği şeyleri aktarırken duygu ve düşüncelerini değil sadece orada gerçekleşen olay veya olguyu tanımlayan bireyler olmalarını sağlamaktır. Gözleme başlarken önyargısız olunmalıdır. Öğrencilerin gözlem sonucu elde ettikleri bilgileri bir şekilde düzenleyip genellemelere ulaşmaları, bu genel yargıları sorun çözme veya geleceğe yönelik planlamalar yapmada kullanmaları çok önemlidir. Devamını Oku… »
WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!

Sosyal bilgiler 7.sınıf 3.ünite Türk tarihinde yolculuk Osmanlı Denizlerin fatihi konusu konu özetidir.Bol görselli yeteri kadar ayrıntı Olan bu çalışma sosyal bilgiler mail grubumuzdan Nazan Hocamızın paylaşımıdır.Çalışmanın sahibi Serkan Hocamızdır
http://rs387.rapidshare.com/files/174706118/OSMANLI_DEVLET__304__DEN__304_ZLERDE.rar
Bu çalışma sosyal bilgiler öğretmenleri grubundan Nazan Tunay Arat Hocamızın paylaşımıdır.Kendisine teşekkür ederiz
HIZLI NÜFUS ARTIŞININ YOL AÇTIĞI SORUNLAR
1. Kırsal Kesimden Kentlere Yoğun Göç
Kırsal Nüfus: Nüfusu 10.000′den az olan yerleşim yerleri kırsal yerleşmeler, bu yerleşmelerin nüfusu da kırsal nüfus olarak tanımlanır.
Kentsel Nüfus: Nüfusu 10.000′den fazla olan yerleşmeler kent yerleşmeleri, buralarda yaşayan nüfus ise kentsel nüfus olarak ifade edilir.
Kırsal kesimdeki doğurganlık oranı kentlere göre daha yüksek olmasına rağmen, kentlerdeki nüfus artışı kırsal bölgelere göre daha fazladır. Çünkü Türkiye’de kırsaldan kente doğru akan hızlı bir göç vardır.
Aslında gelişen sanayinin işgücü ihtiyacı açısından göç normal ve hatta faydalıdır. Ancak göçlerin gelişmişlik düzeyine oranla daha hızlı olması çok ciddi sorunlara yo! açan sosyal bir sorun olmaktadır. Yoğun göçlerin yol açtığı başlıca sorunlar aşağıda belirtilmiştir.
a. Alt yapı yetersizliği: Yol, su, elektrik, kanalizasyon
gibi altyapı tesislerinin yetersizliği
b. Ulaşım sisteminin tıkanması
c. Polisiye olaylardaki artış
d. Çevre kirliliği
e. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksaması
2. Konut yetersizliği: Konut sayısındaki artış, nüfus
artışına yetişememektedir. Konut yetersizliği beraberinde
gecekondulaşma, çarpık kentleşme, devlet arazisinin Devamını Oku… »
Son Yorumlar