ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ İSLAM TARİHİ PROFESÖRÜ AHMET UĞUR İLE “ÇANAKKALE ZAFERİ” ÜZERİNE MÜLAKAT
Mehmet DERİ Makaleleri Yorum Yok »Röportaj: Mehmet DERİ İlkadım Dergisi-Mart 2006
ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ EMEKLİ ÖĞRETİM ÜYESİ İSLAM TARİHİ PROFESÖRÜ AHMET UĞUR İLE “ÇANAKKALE ZAFERİ” ÜZERİNE MÜLAKAT
Mehmet DERİ- Öncelikle böyle bir imkânı verdiği için hocamız Ahmet Uğur’a şükranlarımızı sunuyoruz.
Merhum Mehmet Akif’in “Allah’ım! Ben aciz kuluna bu destanı yazmayı nasip eyle. Bu ulvî vazifeyi bana bahşet, sonra da canımı al.” diye gözyaşları içinde kaleme aldığı Çanakkale Destanının İslam Tarihi açısından taşıdığı önemi kısaca anlatır mısınız?
Ahmet Uğur – Ben de böyle bir fırsatı bana verdiğiniz için size teşekkür ediyorum. Allah yardımcınız olsun. Allah, sizin gibi insanları memlekette çoğaltsın.
Şimdi efendim, Biz İslam tarihini bazı Arap kardeşlerimiz gibi ele almıyoruz. Mesela, İslam tarihini Suudiler ekseriya dört halifeyle bitirirler. Yani 661’de İslam tarihi biter onlara göre. Suriyeliler, 750’de Emevilerin sonu ile, Iraklılar 1258’de Abbasilerin çöküşüyle bitirirler. Mısırlılar da 1517’de Mısır’ın Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlıya ilhakı ile bitirirler.
Hâlbuki biz İslam tarihinin, İslam milletleri var olduğu müddetçe devam edeceğini düşünüyor, Rasulullah’ın nübüvvetinden zamanımıza ve bizden sonra da devam edecek hadiseleri İslam tarihinin devamı olarak görüyoruz. Bütün bu olayları İslamî çerçevede, bir İslam felsefesi içerisinde alıyoruz.
Çanakkale, hakikaten bu milletin, aynı zamanda bütün İslam âleminin yüz akı bir zaferdir. O zaman, Hindistan’dan Mısır’a, Afganistan’dan Suriye’ye kadar bütün İslam âlemi bunu sevinçle karşılamıştır.
Zaferden sonra devlet, bütün ressamları şairleri edipleri Çanakkale’ye götürüyor, diyor ki, bu zaferi nakşediniz, bunu resmediniz, bunu destanlaştırınız. Her biri hakikaten kendisine göre karınca kaderince bir şeyler yapmışlardır. Akif o zaman Necid çöllerindedir, Cidde’ye ulaşmaya çalışmaktadır. Teşkilat-ı Mahsusa tarafından görevlendirilmiştir. Ama Akif’in aklı Çanakkale’deki savaştadır. Çölün yorucu sıcaklığı, binbir türlü meşakkatler, zahmetler, öldürülme korkularıyla Cidde’ye vardıklarında Enver Paşa’ya telgrafla Cidde’ye vardıklarını bildiriyorlar. Enver Paşa da, telgrafla “size müjde, biz de Çanakkale’yi kazandık” deyince Akif hemen secdeye varıyor ve gözlerinden akan yaşlar (anlatıldığına göre) kumu ıslatıyor. Ve ondan sonra bildiğimiz Çanakkale Destanı’nı yazıyor. Destanı oradaki haziruna okuduğu zaman onlar hüngür hüngür ağlıyorlar.
M. Akif Cidde’den döndükten sonra bu şiir yayınlanıyor, meclisimiz ve halkımız arasında en beğenilen destanlardan biri haline geliyor. Yalnız şunu söyleyeyim işte biz bunu destanlaştıramıyoruz. Akif merhum yazdı ama biz bunu bir film, bir tiyatro, bir efsane, bir piyes haline getiremedik. Belki bir şeyler var, adam, bir Çanakkale belgeseli yapıyor ama Akif’teki o duygu, o heyecan, o ruh yok.
Düşününüz ki, siz yerinde değilsiniz ama bunu sanki kalp gözünüzle görüyormuş gibi yapıyorsunuz. Bu hadiseler ancak bir mevhibe-i ilahi yani Allah vergisi ile olabilir. Zaten derler ya, “söyleyene bakma söyletene bak!” Ona o ilhamı veren, Allah aşkı, Hz. Peygamber aşkı, vatan ve millete hizmet etme aşkı, Allah inancı ve bu millete güvenidir. Onun için bence keşke bu eserlerimiz Arapçaya tercüme edilse. Arapçadan dilimize her tür eser tercüme ediliyor ama bir kardeşimiz çıkıp da -varsa özür diliyorum- şu Çanakkale Zaferimizi, Akif’in şiirlerini Arapçaya tercüme etmiyor. Cemal Muhtar hocamız istiklal Marşımızı ilk çeviren hocamız oldu ama devamı yok. Arap âlemi bizden çok az şey biliyor. Ne olur, Allah rızası için, Arapçası kuvvetli kardeşlerimiz bu vazifeyi yapsalar.
Akif hakkında kaç tane kitabımız var? Var ama üstüne koyma bakkallıkla, nakkalliktir. Ama Akif’in o taşıdığı ruhu yavrularımıza göre, halkımıza göre, milletimize göre efsaneleştiremedik. Bence “Çanakkale Destanı” bugün Türk İslam âleminin ve bütün İslam âleminin en büyük destanlarından birisidir. Zira bu zafer, o dönemdeki mazlum ve mahzun İslam milletleri için ümit ve neşe kaynağı oldu. Zafer dolayısıyla halk o günlerde doğan çocuklarına Zafer, Muzaffer, Gazanfer isimlerini koydu. İşte bizim milletimiz ve diğer İslam milletleri, diler ve azmederse Allah’ın izniyle daha nice destanlar yazarız. Çanakkale zaferi bu açıdan da büyük bir örnek teşkil etmektedir.
M.D – “Çanakkale cephesi, necip milletimize en büyük zaferlerden birini bahşeden ve 250 binden fazla gencimizin, hassaten okumuş ve münevver bir kesimin şehit düştüğü bir cephedir.” diyorsunuz. Hatta bu cephede, o kadar çok tahsilli ve münevverimizi şehit vermişiz ki: “Biz, Çanakkale’ye Dârülfünun gömdük.” sözü meşhurdur. Konuyla ilgili görüşleriniz nelerdir? Devamını Oku… »












Son Yorumlar