Osmanlı T. Soru ve Cevaplar
1- Yakın Doğu kavramı içerisinde hangi coğrafyalar girer yazınız?
2- XIV. Yüzyılda Yakın Doğu’da bulunan devletler hangileridir?
3- XIV. Yüzyılda Balkanlarda bulunan devletler hangileridir?
4- Osmanlı Devletinin kurucuları olan Osmanlı ailesi Oğuzların hangi kol ve boyuna mensupturlar?
5- Koyunhisar Savaşı ne zaman yapıldı? Önemi nedir?
6- Anadolu Türk birliğini sağlama yönünde atılan ilk adım nedir? Hangi Osmanlı hükümdarı tarafından
atılmıştır?
7- Osmanlı Devletinde ilk denizcilik faaliyetleri hangi olayla başlamıştır?
8- Türklerin Rumeli’ye geçiş amaçları nelerdir?
9- Türklerin Rumeli’ye ne zaman ,hangi olayla geçtiler?
10- Osmanlıların Rumeli’de uyguladıkları iskan politikasının temel amaçları nelerdir?
11- I. Murat tahta geçtikten sonra öncelikli olarak hangi tedbirleri almak zorunda kaldı.?
12- Edirne’nin fethinin önemi nedir?
13- Osmanlıya karşı kurulan ilk haçlı ittifakının amacı nedir?
14- Sırp Sındığı savaşının sonuçları nelerdir?
15- Çirmen Savaşının sebepleri nelerdir?
16- I. Kosova Savaşının sonuçları nelerdir?
17- İstanbul’u ilk kez kuşatan Osmanlı padişahı kimdir?
18- Niğbolu Savaşında yer alan haçlı ordusunun amacı nedir?
19- Niğbolu savaşının sonuçları nelerdir?
20- Osmanlı-Karamanoğulları mücadelesinin temel nedenleri nelerdir?
21- Yıldırım Bayezıt dönemi Anadolu Türk birliğini sağlama çalışmalarının Sonuçları nelerdir?
22- Ankara Savaşının nedenleri nelerdir? Devamını Oku
GİRİŞ:
OSMANLI DEVLETİNDE BASIN
Osmanlı Devleti yayıldığı coğrafya itibariyle birçok milleti bünyesinde barındırmaktaydı. (Yahudiler, Ermeniler, Rumlar) Bu milletlerin soy ve din olarak Avrupa’ya yakın olmaları Avrupa’daki gelişmelerin bunlar aracılığıyla Osmanlı’ya sokulmasına sebep oluyordu. Bu itibarla matbaa da ilk olarak 1493/94’te Yahudiler tarafından Osmanlı topraklarında kullanılmaya başlamıştır. Buna müteakip 1567’de Ermeniler, 1627’de Rumlar ilk basımevlerini kurdular. Türkler ise matbaayla ilk defa İbrahim Müteferrika’nın girişimleri sonucunda 1727’de tanışacaklardı.
Osmanlı Devleti’nde yenileşme çabalarının ise yoğun bir şekilde başlayacağı tarih 19. yüzyıl başları olacaktı. Tanzimat fermanının ilanına giden süreçte I. Abdülhamid ile başlayıp II. Mahmud ile yoğunlaşan ıslahat çabalarını anlatabilmenin yolu Türkçe neşredilecek bir gazeteydi. II. Mahmud’un Şahsi gayreti ve alakası ile Osmanlı Devleti’nde çıkan ilk Türkçe gazete 11 Kasım 1831’de Takvim-i Vekayi’dir. Takvim-i Vekayi’nin çıktığı dönem Osmanlı Devleti için sıkıntılı bir dönemdir. Bir taraftan dışarıdaki meselelerle uğraşılırken – 1825 mora isyanı, 1826 Yunanistan’ın bağımsızlığı, 1828 Ruslarla savaş vs.- bir taraftan da içeride yapılan ıslahatları kabul ettirip bütün memurların bunlara uyması sağlanmaya çalışılıyordu. Takvim-i Vekayi’nin de burada önemli bir yeri vardı. Zira gazetenin amacını mukaddimesinden hareketle şu şekilde yorumlayabiliriz. Yapılan ıslahatların ilan edilerek buna uyulmasını sağlamak. Böylece devlette birliğin oluşturulması. Fen, sanat, sanayi ve ticarete dair bilgilerin yaygınlaştırıp halkın yararına sunulması.
Takvim-i Vekayi’den önce de Osmanlı topraklarında çıkan Fransızca gazetelerle Mısır’da çıkan Vekayi-i Mısriye vardı. Vekayi-i Mısriye’nin bir kısmı Türkçe olmasına rağmen bunu ilk Türkçe gazete sayamayız.
Gazete ile bu ilk temastan sonra şüphesiz devamı gelecekti. Takvim-i Vekayi’den sonraki gelişmeleri ise; II. Meşrutiyete kadar sadece gazetelerin isimlerini vererek kısa değerlendirmelerle anlatacağız.
1. Ceride-i Havadis: 31 Temmuz 1840. İçerik bakımından Takvim-i Vekayi’e benzemektedir.
2. Tercüman-ı Ahval: 21 Ekim 1860. Agâh Efendi, Şinasi’nin yardımı ile bu gazeteyi neşretmeye başlamıştır. Bu gazete hususi teşebbüsle çıkarılmış ilk Türk gazetesidir.
3. Tasvir-i Efkar: Şinasi 1861’de bu gazetenin neşrine başlamıştır. Şinasi’nin yazıları 465. nüshada son bulur. ( “Şark meselesi” isimli makalesinden dolayı muharrirlikten men edilir. Toplam 830 nüsha çıkmıştır. Namık Kemal 200. nüshadan itibaren yazmıştır.
4. Ceride-i Askeriye: 1863’te çıkarılmıştır.
5. Takvim-i Ticaret: 1865’te çıkarılmıştır. Devamını Oku
Sosyal bilgiler 7. sınıf 3 ünite konularından Osmanlı’nın eğitim sistemini ele alan sunu çalışması Devamını Oku
Araştırmacı Yazar Mehmet Deri’nin bizimle bu değerli bu röportajı paylaştığı için teşekkür ediyoruz.Aşağıda kendisin röportaj için küçük bir notu bulunmakta.Ayrıca Yazarımızın diğer çalışmlarını Mehmet DERİ Makaleler bölümünde bulabilirsiniz.
Mehmet DERİ: Osmanlılar, 400 atlı diye ifade edilen küçük bir aşiret olmalarına rağmen, Koca Bizans’a karşı, Karamanoğulları ve Germiyanoğulları gibi büyük Anadolu beylikleri varken nasıl karşı koyup cihan devleti haline geldiler? Aşîretten cihãn devletinin çıkmasını ne ile izah edebiliriz?
Ahmet AKGÜNDÜZ: Osmanlı Devleti’nin kuruluşu üzerinde, özellikle 20. yüzyılın başında yerli ve yabancı araştırmacılar çokça durmuşlar ve 400 atlıdan cihan devletine geçişin sırlarını araştırmışlardır. Fuad Köprülü’nün ve H. A. Gibbons’un aynı adı taşıyan Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu adlı eserleri, bunlara misâl olarak zikredilebilir. Bu görüşleri bir iki cümle ile özetledikten sonra kendi kanaatimizi zikredeceğiz.
A) Bu konuda Gibbons’un başını çektiği bir nazariyeye göre, Osmanlılar, ancak Balkanlardaki fetihlerden sonra Anadolu’daki topraklarını genişletebilmişlerdir. Balkanlardaki fetihleri, tahrip ve yağma maksadıyla yapılış bir akın değildir, belki planlı bir yerleşmedir. Buraya kadar doğrulara tercüman olan Gibbons, daha sonra Osmanlı aşiretinin küçük bir aşiret olduğunu; hatta Moğolların elinden kaçtıktan sonra Anadolu’ya gelişlerinde Müslüman olmuş olabileceklerini; yeni Müslüman olmanın heyecanıyla gayrimüslimleri de zorla İslâmlaştırdıklarını, aslında kendi nüfuslarının az olduğunu, ancak dine dayanan yeni bir Osmanlı ırkı meydana getirerek yerli Rumları da yanlarına aldıklarını, harb esirlerinin İslâm’ı kabul etmesinin onlar için imtiyaz olduğunu ve kısaca Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu yeni bir dinle yeni bir ırk ortaya çıkarmaya borçlu bulunduğunu açıklamaktadır. Bu görüş daha sonra gelen tarihçiler tarafından, özellikle Fuad Köprülü tarafından şiddetle tenkit edilmiştir. Devamını Oku
|
|
Osmanlı Padişahları |
Saltanatı |
Doğumu |
Vefatı |
Babası |
Annesi |
|
1. |
1299-1326 |
1258 |
1326 |
Ertuğrul Gazi |
Hayme Hatun |
|
|
2. |
1326-1359 |
1281 |
1360 |
Osman Gazi |
Mal Hatun |
|
|
3. |
1359-1389 |
1326 |
1389 |
Orhan Gazi |
Nilufer Hatun |
|
|
4. |
1389-1403 |
1360 |
8 Mart 1403 |
Sultan 1.Murad |
Gülçiçek Hatun |
|
|
5. |
1413-1421 |
1389 |
26 Mayıs 1421 |
Sultan Yıldırım Bayezıd |
Devlet Hatun |
|
|
6. |
1421-1451 |
1402 |
3 Şubat 1451 |
Sultan Çelebi Mehmed |
Emine Hatun |
|
|
7. |
1451-1481 |
29 Mart 1432 |
3 Mayıs 1481 |
Sultan 2.Murad |
Huma Hatun |
|
|
8. |
1481-1512 |
3 Aralık 1447 |
26 Mayıs 1512 |
Fatih Sultan Mehmed |
Mükrime Hatun |
|
|
9. |
1512-1520 |
10 Ekim 1470 |
22 Eylül 1520 |
Sultan 2.Bayezıd |
Gülbahar Hatun |
|
|
10. |
1520-1566 |
27 Nisan 1495 |
7 Eylül 1566 |
Yavuz Sultan Selim |
Hafsa Hatun |
|
|
11. |
1566-1574 |
28 Mayıs 1524 |
15 Aralık 1574 |
Kanuni Sultan Süleyman |
Hürrem Sultan |
|
|
12. |
1574-1595 |
4 Temmuz 1546 |
16 Ocak 1595 |
Sultan 2.Selim |
Nurbanu Sultan |
|
|
13. |
1595-1603 |
26 Mayıs 1566 |
21 Aralık 1603 |
Sultan 3.Murad |
Safiye Hatun |
|
|
14. |
1603-1617 |
18 Nisan 1590 |
22 Kasım 1617 |
Sultan 3.Mehmed |
Handan Sultan |
|
|
15. |
1617-1623 |
1592 |
20 Ocak 1639 |
Sultan 3.Murad |
Handan Sultan |
|
|
16. |
1617-1622 |
3 Kasım 1604 |
10 Mayıs 1622 |
Sultan 1.Ahmed |
Mahfiruz Haseki Sultan |
|
|
17. |
1623-1640 |
27 Temmuz 1612 |
9 Şubat 1640 |
Sultan 1.Ahmed |
Kösem Sultan |
|
|
18. |
Sultan İbrahim |
1640-1648 |
5 Kasım 1616 |
18 Agustos 1648 |
Sultan 1.Ahmed |
Kösem Sultan |
|
19. |
Sultan 4.Mehmed |
1648-1687 |
2 Ocak 1642 |
6 Ocak 1693 |
Sultan İbrahim |
Turhan Sultan |
|
20. |
1687-1691 |
15 Nisan 1642 |
22 Haziran 1691 |
Sultan İbrahim |
Saliha Dilasub Sultan |
|
|
21. |
1691-1695 |
25 Şubat 1643 |
6 Şubat 1695 |
Sultan İbrahim |
Hatice Muazzez Sultan |
|
|
22. |
1695-1703 |
5 Haziran 1664 |
29 Ocak 1704 |
Sultan 4.Mehmed |
Emetullah Rabia Sultan |
|
|
23. |
1703-1730 |
31 Aralık 1673 |
1 Temmuz 1736 |
Sultan 4.Mehmed |
Emetullah Rabia Sultan |
|
|
24. |
Sultan 1.Mahmud |
1730-1754 |
2 Agustos 1696 |
13 Aralık 1754 |
Sultan 2.Mustafa |
Saliha Valide Sultan Devamını Oku |
OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİNDE AZINLIKLARIN HUKUKÎ STATÜLERİ*
Mehmet DERİ**
Özet: Aşağıdaki makalede, Osmanlı Devleti himayesinde yüzyıllarca rahat, huzur ve barış içinde yaşayan azınlıklara verilen Kapitülasyonlar, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve Kanun-i Esasi hakkında bilgi verilecektir.
Anahtar Kavramlar: Osmanlı Devleti, Azınlıklar, Kapitülasyonlar, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Kanun-i Esasi.
1- Kapitülasyonlar
Kapitülasyon, bir devletin başka devlete karşılıklı veya karşılıksız olarak verdiği ve daha çok ticari olan imtiyazlardır.
Genel anlamda ise kapitülasyon, Osmanlı toprakları üzerinde sürekli veya geçici yaşamakta olan gayrimüslimlere verilen imtiyazlara, bunlara ilişkin izin ve hakların tümüne denilmektedir.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinden sonra Galata ahalisine verdiği özel haklar, ferman niteliğinde olup geri alınabilecek nitelikteydi. Gerek Fatih’in fermanı(1453) ve gerekse Kanuni’nin Fransızlara verdiği kapitülasyonlar (1536) Osmanlı Devleti’nin güçlü zamanlarında verilmişti, ancak her padişah değişikliğinde yenilenen kapitülasyonlar, 1740 yılında I. Mahmut tarafından sürekli hale getirilmiştir.
Fatih zamanında Galata ahalisine verilen imtiyazlar, daha çok din ve vicdan hürriyeti ile ilgili iken, Kanuni zamanında Fransızlara verilen imtiyazlar daha çok ticarî idi. Özellikle Fransızlara verilen bu kapitülasyonlar, daha sonraları diğer Avrupa Devletlerinin siyasî ve askerî gelişmelerin sonunda Osmanlı Devleti’nden elde ettikleri imtiyazlara başlangıç ve örnek olmuş, kapitülasyonlar özellikle devletin zayıflamasıyla birlikte, devlet aleyhine işleyen siyasî, iktisadî, ticarî, hukukî vb. alanlarda devletin çökmesinde önemli rol oynayan faktör halini almıştır. Devamını Oku
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI
(30 EKİM 1918)
I.Dünya Savaşının sonucunun kestirilemediği devletler arasındaki dengelerin tam olarak netleşmediği 1917 yılında ABD’nin savaşa girmesi dengelerin itilaf devletleri lehine dönmesine neden olmuştur.ABD Başkanı Wilson’un yayınladığı ilkeler de savaşın bitişini hızlandırmıştır.

İttifak Grubu içinde yenilgiyi kabul eden ilk devlet Bulgaristan olmuştur.Bulgaristan 29 Eylül 1918’de Selanik Antlaşmasını imzalayarak savaştan çekilmiştir.Bunun sonucu olarak Osmanlı Devletinin Almanya ve Avusturya ile bağlantısı kesilmiş ayrıca Trakya’nın sınır güvenliği tehlikeye düşmüştür.Bu sırada Suriye ve Filistin bölgesindeki Osmanlı orduları da her an esir alınma tehlikesiyle karşı karşıyaydı.Eğer ateşkes yapılmazsa Anadolu’nun da işgal edilmesi tehlikesi giderek artmaktaydı.Osmanlı Devletinin yenilgisi kesinleşince İttihat ve Terakki Partisinin ileri gelenleri yenilginin sorumluluğundan kurtulabilmek için yurdu tek edince yeni kurulan hükümet için ateşkes yapmaktan başka çare kalmamıştı. Devamını Oku
ABD’nin savaşa girmesi savaşın bitişini hızlandırdı.ABD Başkanı Woodrow Wilson savaşın bir an önce bitmesini sağlamak için 14 maddelik bir bildiri yayımladı.İngiltere ve Fransa ABD’nin savaşa devam etmesini sağlamak için bu maddeleri kabul ettiklerini söylediler.Bu maddeler şunlardı:

1. Devletler arasında açık diplomasi yürütülecek ve gizli antlaşmalar yapılmayacak
2. Kara suları dışında uluslar arası sular serbest dolaşıma açık olacak
3. Uluslar arası ekonomik engeller kaldırılacak
4. Silahlanma yarışına son verilecek ve devletler bu konuda birbirlerine garanti verecek
5. Sömürge yönetimleri bölge halkının da istekleri dinlenerek çözümlenecek
6. Rusya topraklarında işgal edilmiş olan bütün yerler boşaltılacak ve Rusya’nın kendisini geliştirebilmesi için her türlü imkan sağlanacak Devamını Oku
I.Dünya savaşı öncesinde bütün dünyayı önemli ölçüde etkileyen başlıca olaylar şunlardır:
1)FRANSIZ İHTİLALİNİN ETKİSİ:Fransız ihtilaliyle dünyaya yayılan düşünceler,devlet ve toplum hayatında birçok köklü değişikliğe neden olmuştur.Bu düşünceler siyasi olayları etkilemenin yanında,sosyal içerikli hareketleri de ortaya çıkarmıştır.Milliyetçilik hareketleri özellikle XIX. Ve XX. Yüzyıllarda etkili olmuştur.İtalya ve Almanya’nın kuruluşu 1830 ve 1848 ihtilalleri gibi bir çok olay,milliyetçilik düşüncesinin sonucu olarak ortaya çıkarmıştır.

Avrupa ve Orta Doğu’daki bu hareketlilik,hiç kuşkusuz devletler arası ilişkileri de etkilemiştir.Zaman zaman bu isyanları kışkırtan devletler,gelecekte kendileri içinde tehdit unsuru olacak olan milliyetçilik düşüncesinin daha da güçlenmesine neden olmuşlardır.
2)SANAYİ İNKILABININ(ENDÜSTRİ DEVRİMİ) ETKİSİ:XIX.yüzyılda etkisini iyice artıran sanayileşme hareketleri,sadece Avrupa ve Asya ile sınırlı kalmayıp,büyük devletlerin eliyle bütün dünyayı etkileyecek bir durum aldı.Ham madde ve Pazar arayışları daha da artarak sömürgeci devletler arasındaki rekabetin artmasına neden olmuştur.Bu gelişmeler,devletleri sınırsız bir silahlanma yarışına itmiş ve çıkar çatışmaları da devletler arası bloklaşmalara neden olmuştur. Devamını Oku