suriye filistin cephesi Suriye   Filistin Cephesinin Açılma Sebebi ve Nedenleri

AÇILMA NEDENİ:

1-İngilizlerin Süveyş ve Irak cephelerinde yenilerek Suriye sınırına çekilen Osmanlı ordularını tamamen bu bölgeden çıkarmak.

2-Osmanlı sınırları içinde yaşayan Arapları kışkırtarak onların çoğunlukta oldukları bölgeleri nüfuzları altına almak amacıyla İngilizlerin saldırıya geçmeleri sonucunda açılan cephedir.

SONUÇLARI:

Bu cephede başlangıçta girişim bizde olduğu halde sonraları özellikle Arapların arkadan vurmaları üzerine hem girişimi hem de savaşları kaybetmişizdir.Türklerin Süveyş başarısızlığı üzerine İngilizler gerek Aden’den gerek Süveyş’ten Osmanlı içlerine doğru ilerlemeye başlamışlardı. Bu ilerleyiş sırasında Türk askerlerinin sırtına saplanan gerçek bir hançer vardır. İngilizlerin suç ortaklığı ile kendisini Haziran 1916 da “ Arap ülkeleri Kralı “ ilan eden Arapların özellikle Mekke Emiri (Şerifi)Hüseyin İbni Ali’nin isyanı Medine dekiler hariç isyanın ocağı olan Hicazdaki tüm Osmanlı Garnizonlarının hepsi teslim olmak zorunda kalmıştır. Fakat yangının tüm imparatorluğun diğer Arap vilayetlerini de sarması tehlikesi büyüktür. Hüseyin’in 3. oğlu Emir Faysal Kudüs ve Şam’a saldırılarında İngilizlere yardım etmek üzere Suriye çölü sınırında hazır beklemektedir. İngilizler büyük kayıplarla kuzeye doğru ilerlemeye başladılar. 1916  senesi sonundan itibaren yenilgiler gittikçe artacaktır. General Makde’ın kuvvetleri tarafından Bağdat’ın işgali Faysal ordusunun Akabe ye girmesi General Allenby’in Filistin’e el koyması ile çok geçmeden Türklere gerçeği görme zorunluluğunu da getirecektir.Birçok savaştan sonra 19 Eylülden 30 Ekime kadar süren bir savaş sonucunda 1918 de Yafa dolaylarında Osmanlı siperlerini yarmayı başardılar. Suriye içlerine girdiler. Bunun üzerine Osmanlı barış imzalamak zorunda kaldı. (30 Ekim 1918 Mondros) Buradaki savaşlar Suriye ve Filistin de sağlanan son Türk zaferiydi. İmparatorluk hemen hemen tüm Arap topraklarını kaybetmiştir.  

Mustafa Kemal komutasındaki 7. ordunun düşman karşısında direnmesi sonucunda daha sonra ilan edilecek olan Misak-ı Milli’nin Suriye sınırı belirlenmiştir.

Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması ve Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a geri çağrılması sonucunda İngilizler Suriye’yi ele geçirmişlerdir.

Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşına Nasıl Girdi

29 gün önce Veli Kuzu tarafından yazılmıştır.

1.dünya savaşı Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşına Nasıl Girdi

Enver seferberlik ilan etmiş, mebuslar meclisi kapatılmış, borçlar ertelenmişti. Alman genelkurmay başkanı Moltke Dışişlerine gönderdiği yazıda şöyle demektedir:”Türkiye ile ittifak Antlaşması derhal yayınlanmalı Türkiye mümkün olur olmaz Rusya’ya savaş ilan etmelidir.”

Osmanlı Genelkurmayı savaşın nasıl gelişeceğini hiç beklemeden Almanya’nın yanın da yer almaya hazırlanırken Alman Genelkurmayı da Türkiye’nin rolünü Çarlık Rusya’sına ve Müslüman İngiliz sömürgelerine karşı harekete geçmek olarak saptamıştı.

Üçlü bağlaşmanın içinde yer alan Osmanlı hükümeti bundan da yararlanarak 1 Ekim 1914 den geçerli olmak üzere kapitülasyonların kaldırıldığını açıklamıştı. Sultan Reşat’ın onayladığı 4 Eylül 1914 günlü bu hükümet kararnamesine göre ;”mali, iktisadi, adli ve idari kapitülasyon” denilen ayrıcalıklar bundan doğmuş olan serbestlikler ve haklar kaldırılıyordu. Artık yabancı uyruklular için devletlerarası genel hukuk hükümleri uygulanacaktı. Anlaşma devletleri ve Almanya buna şiddetli tepki gösterdiler.

Osmanlı hükümeti 1 Kasım 1916 da ise kapitülasyon hükümleri içeren tüm anlaşmaları da tanımadığını açıklayan bir bildiri yayınladı. Kapitülasyon sorunu tümüyle Lozan da çözüme kavuşacaktır.

11 Kasımda Şeyhülislam Hayri Efendi’nin Halife Sultan Emir-ül Müminin adına yayınladığı Kutsal Cihat’a ( En büyük cihat- Cihat-ı Ekber) çağrı niteliğindeki Fetva ve V. Mehmet Reşat’ın yayınladığı Hatt-ı Hümayun da dikkati çeken ilk özellik Türkistan ve Kafkasya Müslümanları gibi Kırım , Afrika, Hindistan Müslümanları gibi İngiltere, Fransa ve Rusya’nın egemenlikleri altında yaşayanları da kapsayacak biçimde yeryüzündeki tüm Müslümanların “can ve malları ile Cihat’a katılmayı yerine getirilmesi gerekli bir dini görev telakki etmelidirler” bu Müslümanlar Osmanlı kuvvetleriyle birlikte savaşacaklarının en azından yardımcı olacaklarının umulmasıydı. İkincisi ise Böyle bir Cihat’a geçmişte kaybedilmiş olan toprakların özellikle Mısır, Kıbrıs, Batı Trakya ve Makedonya’nın geri alınabileceğiydi. Yine Selanik’te bunun içindeydi.

1.dunya sava osmanl kadn Osmanlı Devleti 1.Dünya Savaşına Nasıl Girdi

10-11 Ağustos 1914 de Akdeniz’den gelen ve bazı düşman limanlarını topa tuttuktan sonra İngiliz savaş gemilerinden kurtulmak için Çanakkale Boğazına sığındılar. Böylece cehennemi olaylar zinciri 10 Ağustostan itibaren patlak verecektir.Almanların Goben ve Breslav zırhlıları Çanakkale Boğazını geçti. Devletler arası hukuk kurallarına göre bu gemilerin silahsızlandırılması ve savaş bitinceye kadar el altında tutulmaları gerekiyordu. Londra Osmanlının tarafsızlığını ileri sürerek iki geminin uluslar arası sulara geri gönderilmesini veya en azından enterne edilmesini talep etmiştir. Bab-ı Ali’nin başında bulunanlar hem iki güzel gemi elde etmek hem de zaten İngiltere’ye kızmış bulunan kamuoyunu büsbütün Almanya’ya eğdirmek amacı ile Osmanlı hükümeti bunları satın aldığını açıkladı. Bu gemiler 16 Ağustosta Türk bayrağını çekmiş oldukları halde İstanbul limanına girdiler. Goben’ e “Yavuz Sultan Selim” Breslau’ a “Midilli” adları verildi. Ancak bu gemilerin Alman komutanları ve erleri yerinde kalmıştı. Donanmamızın diğer gemilerinde de Alman subay ve erleri bulunmaktaydı. Böylece bu olayların harbe dönüşmesi engellendi. Herhalde kimse bunun bir oyun olduğunu anlamayacak kadar enayi değildir. Osmanlının harbe girmeye hazırlandığı ayan beyan ortadadır. İstanbul hükümeti 7 Eylülde müttefiklerin iktisadi menfaatlerine ağır darbe teşkil eden Kapitülasyonların ılga edildiğini açıklayacaktır. Bu kışkırtmanın tırmandırılmasında bir adım daha atmaktır.

26 Eylülde boğazların deniz ticaretine kapatılması, 1 Ekimde tek taraflı olarak Osmanlı gümrük vergilerinin arttırılması, tüm yabancı posta merkezlerinin kapatılması

Bu arada Almanya’nın da Rus ordularının bir bölümünü Osmanlı imparatorluğu ve Balkanlar üzerine çekmek ve kesin darbeyi daha kolay indirmek amacıyla Osmanlıyı savaşa girmek yolunda sıkıştırmaya başlaması ve memleketin yönetimini aşağı yukarı elinde bulunduran Milli Savunma (Harbiye Nazırı) Enver Paşa da bir an evvel savaşa girme yandaşı olması  Enver Paşa’nın emri ile 23-27 Ekimde başta Yavuz ve Midilli zırhlıları olmak üzere Alman amirali Souchon (Şuşon)’ un komutasındaki Türk donanmasının Odesa ve Sivastopol’ u ve Novorosisk’i bombardıman etmesi Türkiye’nin harbe girmesine neden oldu. 2 Kasımda Rusya, İngiltere ve Fransa ise 5 Kasımda Osmanlıya harp ilan ettiler. Osmanlı Devleti ise buna 14 Kasımda Cihat etmekle cevap verdi.

www.sosyalbilgilerci.com

İsmet İnönü’ye göre; “Bizim Cihan harbine girmemiz ibret verici olarak vukuu bulmuştur. İtilaf devletleri’nin bize harp ilan etmelerini hazırlayan hadiseleri hükümet başkanı bir emrivaki olarak kabul etmiştir. Cihan Harbine girme kararının alınmasında birinci derecede söz sahibi olanların fikir ve mutabakatını gösteren bir delile rastlamış değiliz. Meclis kararı olmadan girmişizdir. Devlet başkanı ve kabine üyelerinin haberi yoktur.”

alıntı

SAVAŞ ÖNCESİ OSMANLI ‘NIN İÇ SİYASAL DURUMU

1.dunya savasi turk ordusu 1.Dünya Savaşı Öncesi Osmanlının İç Siyasal Durumu

Savaş öncesinde Osmanlı çok büyük iç ve dış karışıklıklar içindeydi. 23 Temmuz 1908 de İttihat ve Terakki Meşrutiyeti ikinci defa ilan ettirmiş ve Abdülhamit 24 Temmuz 1908 de Anayasayı yeniden uygulamaya koymuştu. Fakat bundan sonra 31 Mart vakası olmuş, Hareket ordusu 21 Nisan 1909 da İstanbul’a gelerek ayaklandırmayı bastırmıştı. Abdülhamit tahttan indirilmiş yerine 65 yaşındaki kardeşi Mehmet Reşat’ı geçirmişti. (27 Nisan 1909) İttihat ve Terakki yönetimi eline almıştı. Ancak İttihat ve Terakki içinde sürekli çatışmalar olmaktaydı. İttihat ve Terakki’nin Balkanların birliği politikası Türklerin aleyhine sonuçlandı. Burada Sultan Abdülhamit’in takip ettiği politika ise Balkanlardaki çeşitli milletlerin birbirleriyle olan düşmanlıklarını körüklemek onları birbirine düşürerek Osmanlıya karşı birleşmelerini önlemekti. İttihat ve Terakki bunun tam tersi politika güttü. Yani Balkan milletlerine Osmanlılık adı altında birleştirmek istedi. Sonuçta Sultan Reşat’ı bu işi gerçekleştirmek için Rumeli gezisine zorladı. Fakat sonuç umulanın aksine oldu. Bulgar çeteleri, Sırplar, Yunanlılar Makedonya da çeşitli eylemlerde bulunmaktaydı. Ahmet Muhtar paşa’ya göre Trablusgarp da bir mukavemet bir cinayet demekti. İttihat ve Terakki cemiyeti ise savaşta tamamen mukavemetten yanaydı. Bunun sebebi hem kendi vatanperverlik duyguları icabı hem de halkın vatanperverlik durumuna seslenerek kaybetmekte oldukları itibarı ve insiyatifi yeniden ele almak imkanının doğmasıydı.

http://www.sosyalbilgilerci.com

Şeyhülislam Cemalettin Efendi ise ittihat ve Terakki’nin savaşı boşu boşuna sadece kendi menfaatlerini düşünerek uzattığını halbuki savaşın uzamasının can ve mal kaybından başka bir işe yaramayacağının aşikar olduğunu hiç olmazsa Trablusgarp’ı İtalyanlara verip, Bingazi’yi kurtarmak şartıyla İtalyanlarla barışın daha hayırlı olacağını belirtiyordu. Bu zıt fikirler arasında Bab-ı Ali eldeki mevcut imkanlarla müdafaaya karar verdi.

http://www.sosyalbilgilerci.com

-43 derecede kaynar su dökülünce ne olur.Video

30 gün önce Veli Kuzu tarafından yazılmıştır.

-43 derecede kaynar su dökülünce ne olur.Video -43 derecede kaynar su dökülünce ne olur.Video

Askerlik dönüşü göreve başlama dilekçesi

31 gün önce Veli Kuzu tarafından yazılmıştır.

askerlik Askerlik dönüşü göreve başlama dilekçesi

Asker öğretmenler için askerlik dönüşü asıl görev yaptığı okula geri dönüş dilekçesini indirmek için tıklayınız

Airbus A400M ilk uçuş video izle

31 gün önce Veli Kuzu tarafından yazılmıştır.

İtalya’nın Kuzey Afrika Politikası Nedir

31 gün önce Veli Kuzu tarafından yazılmıştır.

İTALYA’NIN KUZEY AFRİKA POLİTİKASI İngiltere’nin Mısır’a ve Fransa’nın Tunus’a yerleşmesi üzerine milliyetçilik akımından kurtularak birliğini sağlayarak İtalya Akdeniz’de iki mühim üssü İngiltere ve Fransa’ya kaptırdığını ve kendisinin de emperyalist bir siyaset takip etmesi gerektiğini, kendisini saran çemberin daha da daralmasını istemediğini ve kendisine de Bab-ı Ali tarafından bir vilayet olarak idare edilen Trablusgarp ve Bingazi den başka yer kalmadığını bu toprakların İtalyanlara kalması gerektiğini ve bunun içinde büyük Avrupa devletlerinin Tunus ve Mısır’ı işgallerindeki sebeplerden dolayı bu Avrupa devletlerini aramak gerektiğini düşünüyordu. İtalya ayrıca Avrupa diplomasisinde ikinci dereceden bir devlet olmaktan kurtulması ve söz sahibi olabilmesi için kendisinin de sömürgeler elde etmesi gerektiği inancındaydı. İtalya bu düşüncelerini gerçekleştirmek amacıyla tüm dikkatini Tunus ve Mısır arasındaki Trablusgarp ve Bingazi topraklarına çevirmişti. İtalya kendi ülkesinin güneyine isabet eden ve ilerisi için stratejik bir köprübaşı vazifesi görebilecek olan bu yere mutlaka sahip olmak istiyordu. 1911 yılı İtalya da kraliyet ilanının 50. yıldönümüne rastlamaktaydı. Bu sene ülkede milli bir heyecan yaratılmaya çalışılmış, İtalya’nın Trablusgarp üzerindeki eski iddiaları da yavaş yavaş bir şekil almaya başlamıştı..Savaşın İtalyan kamuoyunda uyandırdığı geniş yankılar şöyle anlatılıyordu: milliyetçiler savaşta İtalya’nın eski Roma’nın Akdeniz siyasasının dönüşünü selamladılar. Katolikler onda hilale karşı yeni bir Haçlı seferini görebiliyorlardı. Bir bölüm ise özellikle güneyde bu yeni koloniye göçe son verecek bir toprağa bakar gibi bakıyordu. İtalyan sosyalistleri ise genelde bu savaşa karşı olmuşlardı. İtalya da XV. yy.dan başlayarak dört yüz küsur yıl boyunca Osmanlı devleti genellikle doğuyu simgeleyen bir isim olmuştu. Türkler daha sonra ne kadar batılı bir millet olmak için gayret ettiyse de Avrupa da benimsenmemiş, ,barbar, kışkırtıcı ve uygar olmayan millet imajını silememişti. Türk adının İtalyanlar da korku ve dehşet uyandırması İtalyan okuyucunun intikam ve büyüme arzusu, birikimleri birleşince kamuoyun da Libya( Lipya)’ya gitmek için müthiş bir arzu uyanmıştır

Buz kütlesinin aniden çok fazla isıya maruz kaldığında ne olur.

1.Dünya Savaşının Genel ve Özel Nedenleri

33 gün önce Veli Kuzu tarafından yazılmıştır.

I. DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ

GENEL SEBEPLER

1-A)Fransız Devriminin ortaya koyduğu yeni fikirler, yeni anlayış ve görüşler devlet ve toplum alanında değişikliklere yol açmış, yeni müesseselerin kurulmasına neden olmuş, bu durum devletler gibi milletlerin davranışına yeni istikametler vermiştir.

1.dunya savasi turk ordusu1 1.Dünya Savaşının Genel ve Özel Nedenleri

Milliyetçilik XIX ve XX. yy lın ilk çeyreğinde etkili olmuş İtalyan ve Alman milli birliklerinin kuruluşu Avrupa dengesine yeni bir biçim vermiş, Balkanlardaki milli duyguları kamçılamış, Balkanlar 1870 ten sonra Avrupa diplomasisinin başlıca uğraş alanı olmuştur. Milliyetçilik I. Dünya Savaşı öncesi milli toplumların yalnız cankurtaran simidi değil, ideallerinin gerçekleşmesine imkan veren akım olmuştur. Fransız Devriminin ektiği tohumlar yeşermiş ürünlerinin alınması için I. Dünya savaşını beklemek gerekmiştir. 1789 Fransız İhtilali’nin geliştirdiği hürriyet ve milliyetçilik akımlarının 19. yy da daha da gelişmesi sonucu özellikle Avrupa da meydana çıkan yeni devletler dünya siyasal dengesini değiştirmiştir. Dolayısıyla bu harbin sebeplerini harpten 9-10 sene öncesi değil 40-50 sene evvelki olaylar içerisinde aramak gerekir.

B) Fransız Devriminin siyasi anlamdaki etkisi olan özgürlük (Liberalizm) hareketlerinin devlet sınırlarını aşmış milletlerarası diplomatik ilişkilere konu olması önemli bir etki yaratmıştır. Liberalizm, insan mutluluğunun temel yapısını teşkil etmiştir.

2-Sömürgecilik savaşı (rekabet), menfaat çatışması. Coğrafi Keşiflerle başlayan sömürgecilik mücadelesi Sanayi Devriminin gerçekleşmesiyle önem kazanarak emperyalist politikaya dönüşmüştür. Sanayileşmenin XIX. yy da kazandığı yeni hız gelişen ve genişleyen sömürgecilik, diplomatik münasebetlerin alanını Avrupa’nın dar sınırlarından çıkararak yeni kıtalara, Afrika ve Uzak doğu’ya yaymıştır. Büyük devletlerin ekonomik çıkar çatışmaları, karşılıklı siyasi rekabete ve uyuşmazlıklara neden olmuştur. Bu yüzden savaşın asıl nedeni devletler arasındaki ekonomik çıkar çatışmasıdır. Avrupa’da ki büyük devletler Almanya’nın hızla gelişmesi karşısında bir araya geliyorlardı. Bismark 1871 den 1890 a kadar sömürge siyaseti izlerken İngiltere’nin işlerine ve sömürgelerine özellikle karışmamaya büyük dikkat göstermişti.

Ancak 1890 yılında Bismarkın ölümüyle tahta çıkan II. Wilhelm Almanya’nın İngiltere’ye karşı olan bu siyasetini tamamen aksine çevirdi. İngiliz mallarının satıldığı pazarlara Alman sanayi malı yolladı. “yeryüzüne yalnız başına İngiltere hakim olmaz bunda Almanlarında hissesi vardır.” Diyen yeni imparator İngiliz sömürgelerine göz koyduğu gibi “Almanya’nın istikbali denizlerdedir.” Diyerek denizlerde de hızlı bir silahlanma içine girdi. İngiliz donanmasına yaklaşan ve gittikçe güçlenen bir donanma yapmıştı. Almanya özellikle son zamanlarda güttüğü politika ile Güneydoğu Avrupa’yı ve Ön Asya’yı nüfuzu altına almaya başlamıştı.osmanlı 1.Dünya Savaşının Genel ve Özel Nedenleri

Nehirlerdeki buharlı gemiler, demiryollarının meydana getirdiği Büyük Amerika Cumhuriyetini yaratan ve buharlı gemilere dayanan Britanya İmparatorluğunu dünyaya yayan tatbiki bilimin ilerlemesi Avrupa kıtasında darda kalan milletler üzerinde bambaşka tesirler meydana getirdi.

Bu milletler kendilerini insan hayatının at ve karayolları devrinde tespit edilmiş hudutlar arasına kapatılmış buldular. Çünkü denizaşırı ülkelere yayılmak istedikleri zaman İngiltere’nin daha önce davranarak oralara yerleştiğini gördüler.

Fabrika bacaları gittikçe arttı. Yeni bir harp sanayi kuruldu. Sosyal düzen bozuldu. Millet sanayi bölgelerine toplandığından işçi sayısı birdenbire arttı. Bu sınıfın dertleri de gündeme geldi. Türlü siyasi ideolojilerin arasında bocalayan bu sınıf yavaş yavaş komünizm, faşizm, nasyonal-sosyalizm ideolojilerin etrafında toplanmaya başladı.

Yalnız Rusya’nın doğuya doğru genişleme serbestisi vardı. Böylece Rusya Sibirya dan geçen büyük bir demiryolu hattı inşa etti. Sonunda Japonya ile de çatışınca da güneydoğu istikametinde İran ve Hindistan hudutlarına doğru ilerleyerek İngiltere’yi endişelendirdi.

Diğer Avrupa devletleri giderek darda kalmaktaydılar. Tüm bu devletler insanlığın elindeki yeni imkanlardan tam olarak faydalanmak için işlerini daha geniş bir temele istinad ettirmek ve böylece aralarında kendi arzularına dayanan bir birlik kurmak ya da kuvvetli bir devletin zorla kabul ettirebileceği bir birliğe girmek zorunda idiler. Temayül birinci şık olmakla beraber siyasi gelenekler olanca gücüyle ikinci şıkka doğru yöneliyordu. 1914’e gelinceye kadar sosyal ve fikri sahada meydana gelen değişmeler bu harbin başlıca sebebini teşkil etti. Artık milletlerin değeri askeri güç ile ölçülür oldu.

osmanlı 1.Dünya Savaşının Genel ve Özel Nedenleri

ÖZEL SEBEPLER

1-Almanya ile Fransa arasındaki (1870-1871) Alses-Lorein bölgesi  için yapılmış olan savaşlar. Almanlar Fransızlardan bu bölgeyi almışlardı. Aralarında kin vardı. Fransa Alsace-Lorain’i geri almak hevesine kapılmıştı. Fransa’nın  hem Almanya hem de İtalya’nın yayılmacı politikalarını engellemek istemesi.

2-Pangermanizm, Panslavizm Rusların sıcak denizlere inme istekleri. Almanya güney doğu Avrupa’yı etkisi altına almak, , Panslavizm isteklerine set çekmek istemiştir. Pangermanizm ile Panslavizm ‘in karşılıklı rekabetleri, Almanya’nın Hindistan’a giden karayolunu ele geçirerek İngiltere’nin dünya hakimiyetine darbe indirme çabaları İngiltere’de tepki uyandırmıştı. Alman politikaları Rus-İngiliz düşmanlığına hedef olmuştur.

Rusya Panslavizm ‘i gerçekleştirmek için Almanya’nın yıkılmasını birçok Slav’ı sinesinde toplayan Avusturya-Macaristan imparatorluğunun parçalanarak Rus çatısı altında toplanmasını istiyor, ayrıca İstanbul’u ele geçirmek ve Akdeniz ile Basra körfezine inmek istiyorlardı. Rusya çıkacak bir savaşın iç zorlukları unutturacağını devleti tehdit eden sosyal ayaklanmayı geciktireceğini ve hatta önleyeceğini umuyordu.

3-Ülkelerdeki sanayinin gelişmesiyle silahlanmanın artması. (silahlanma yarışı) 1871 de siyasi birliğini sağlayan Almanya’nın sanayileşme ve silahlanmaya başlamasıyla hammadde ve Pazar ihtiyacını karşılamak amacıyla sömürgeleşme çabası içine girmesi. Aynı dönemde birliğini sağlayan İtalya’nın Almanya ile iş birliğine girerek sömürgeleşmeye ve topraklarını genişletmeye çalışması. Sömürgecilikte geciken İtalya yeni sömürgeler elde etmeye çalışıyordu bu yönde Osmanlı üzerinde istekleri vardı. Almanya ve İtalya’nın birlikte yayılmacı bir politika izlemeleri İngiltere’nin çıkarına ters düşmekteydi. Ekonomik alanda İngiliz-Alman rekabeti artmış, bu rekabet siyasi alanda da kendisini göstermiştir.

odullu birinci 1. dunya savasi resimleri 1.Dünya Savaşının Genel ve Özel Nedenleri

4-İngiltere’nin Balkanlarda Rusları serbest bırakması. Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Rusların Balkanlarda uyguladığı Panslavizm politikalarından rahatsız olması ve Sırbistan’ı denetim altına alarak Balkanlarda egemenlik kurmaya çalışması. Avusturya-Macaristan panslavizm politikası ile Rusya’nın tehdidini tespit ediyor ve güvenliğini sağlamaya çalışıyordu. Ayrıca panslavizm akımının etkisi ile imparatorluk içinde yıkıcı faaliyetlerde bulunup büyük idealar peşinde koşan Sırbistan’ı tamamen ortadan kaldırarak ya da kendisine bağlayarak Balkanlar ve Ortadoğu da güçlenmeyi hesaplıyordu.

5-Ortak çıkarlar doğrultusunda bloklaşmanın son safhaya gelmiş olması.

6-Berlin – Bağdat demiryolu hattının Almanlarca döşenmek istemesi.

7-Nüfuz çekişmesi.

8-Hanedan çekişmeleri. Hanedan çekişmelerine dış devletlerin müdahaleleri

9-Hammadde, Pazar, insan gücü arayışı.

10-Dünya yüzünü insanoğlunun tanıması.

11-Diğer ticaret yollarına sahip olma istekleri(Süveyş kanalının açılmasıyla buraya hakim olan İngiltere’nin ve Fransa’nın elinde bulunan yerler hariç diğer ticaret yollarını ele geçirme istekleri)

12-Petrolün önem kazanması.

Asıl mühim nokta bu savaşın nedeni değil neden önlenemediğidir? Mühim nokta az sayıda bazı insanların bu harbi ateşlemeyi başarmış olmaları değil milyonlarca insanın aşırı derecede vatansever, akılsız veya miskin olmaları yüzünden açık kalpliliğe ve cömertliğe dayanan bir Avrupa birliği hareketi ile bu felaketi önleyememiş olmalarıdır.

I. Dünya savaşını Avrupa’nın başına sardıran hadise Avusturya-Macaristan veliahdı Arşidük Fransuva Ferdinand’ın Saraybosna da ne yaptığını daha doğrusu yaptığının nereye varacağını bilmeyen bir komitacının bombasına karısı ile birlikte kurban gitmesi değil Balkan harbinin Balkanlardaki düzeni bozarak ortaya Cermen ve Slav hegemonyası arasında bir düzen tesisinden doğmamış mıydı?

I.Balkan Savaşı

33 gün önce Veli Kuzu tarafından yazılmıştır.

I. BALKAN SAVAŞI

Trablusgarp da ki muharebeler Türkler için Balkan harbi ile son bulmuş ve İtalyanları bir avuç Türkün elinden Balkan harbi kurtarmıştır. Atatürk Balkan harbindeki acı yenilginin kırıklığı ile şöyle sesleniyordu;” Ey millet ey altı yüz yıllık çarşafa bürünmüş beş bin yıllık açık alınlı Türk kadını o beş bin yıllık gelenekleri bu günkü subayların komutasına verdiğin çocuklarına beşiklerinde iken ninni yaktın mı? Bu ninnilerle onlarda bir karekter yarattın mı? “Atatürk 1914 yılında çarşafı başka bir konuyu açıklamak için kullanmakta ve eleştirmektedir.

balkan savaşı I.Balkan Savaşı

1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlı önemli ölçüde Balkanların dışında bırakılmış ellerinde yalnızca Makedonya, Trakya, Teselya ve Arnavutluk kalmıştı. Berlin Antlaşması umulanın aksine bu topraklar üzerindeki paylaşım mücadelesine son vermedi. Balkan harbinden önce Osmanlının Balkanlardaki sınırların güvenliğini sağlaması çok güç bir yapıda bulunuyordu. Geniş kesimler birbirinden kopuk konumdaydı. Bunları birbirine savunması zor dar arazi kesimleri savunulması çok zor dar koridorlar bağlıyordu. Makedonya ve Kuzey Yunanistan’ın birbirleri ile ve her ikisinin Doğu Trakya ile irtibatı Dedeağaç-Selanik arasında dar ve savunulması çok zor bir koridor üzerinden sağlanabiliyordu.

Bulgaristan ve Sırbistan’ın durmak bilmeyen genişleme çabaları, Yunanistan’ın Makedonya’dan toprak istemleri ve Rusya’nın Balkan Slavlarını kışkırtma çabaları bölgede gerilimi iyice arttırmıştı..bu sırada Rusya’nın Balkanlarda artan gücünü kırmak amacıyla Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Bosna-Hersek’i topraklarına katması bir dönüm noktası oldu. Balkanlardaki etkinliğinin engellenmekte olduğunu gören Rusya Balkan ülkelerini birleştirme çabalarını hızlandırdı.

Rusların iki temel politikası vardı;

a) Slavları birleştirip Osmanlının Balkan topraklarını Slav devletleri arasında paylaştırmak

b) Boğazlara yerleşmekti.

Rusların Sırbistan la – Bulgaristan‘ı yakınlaştırma çabaları 13 Mart 1912 de imzalanan Sırp-Bulgar ittifak anlaşması ile sonuçlanmıştı. Rusya’nın hazırlıkta olduğu gibi antlaşmanın uygulanmasında da rol oynuyordu. Bu antlaşmayı, Bulgar- Yunan, Karadağ-Bulgaristan (sözlü) , Karadağ-Sırbistan (araları kötü olmasına rağmen )ittifak antlaşmaları izledi. Bulgaristan ile Sırbistan’ın imzaladıkları antlaşmanın gizli ekinde iki ülke koşullar uygun olursa Osmanlıya saldırmayı ve Makedonya’yı uygun bir biçimde paylaşmayı kararlaştırmışlardı. Osmanlının iyice güçsüz olduğunun anlaşılması ve Balkanlarda çıkan kargaşayı fırsat bilen Balkan devletleri harekete geçti.

İlk olarak Karadağ 8 Ekim 1912 de Osmanlı devletine savaş ilan etti. .Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan bunu takip etti. Rusya bu hareketi desteklerken Berlin Antlaşmasından sonra Almanya’nın Osmanlıya yakınlaşmasından çekinen İngiltere Rusya ya bu konuda serbestlik tanımıştır.

Balkan devletlerinin dört koldan saldırısı karşısında Osmanlı ağır yenilgiler almıştır.

Balkan harbinden önce ordunun subay ve komuta kadrosunun yapısına ilginç ve uyumsuz bir görünümdeydi. İki subay tipi bulunuyordu. Bu tiplerden birisini yeni açılmış ve her alanda özen gösterilmiş okullardan yetişen bilgili ve yurt sevgisi ile dolu genç bir kadro oluşturuyordu.

Diğerleri ise 300 yıllık yenilgilerin etkisi altında olan,,buna rağmen devlet,yurt ve saltanat için büyük fedakarlıklara hazır ancak bunun için gerekli atılımlar için ihtiyacı olan birikime sahip olmayan çoğunluğu en yetkili yerlerde bulunan subay ve komutanlardı. Balkan savaşları bu ikinci kadronun yönetiminde yapılmış, Balkan harbinden sonra büyük ölçüde bu yaşlı kadro emekli edilmiş ve I. Dünya savaşı genç subay kadrosu ile yapılmıştır.

Uşi Antlaşması imzalanmadan devlet Rumeli de Karadağ, Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan’ın dürtlü saldırısına uğramış ve ağır bir yenilgi almıştı. Bir aydan kısa bir sürede Bulgarlar Çatalca’ya kadar ilerlemiş, İstanbul kapılarına dayanmış, Edirne kuşatılmış, Yunanlılar Selanik’i işgal etmişlerdi.

Mustafa Kemal yönetimdeki düşkünlüğü ordunun siyasete bulaşmasının yol açtığı bölünmeyi gördüğü için Trablusgarp’a giderken arkadaşları Ali Fuat (Cebesoy) ve Asım (Gündüz) Beylere acı içinde şu kehanette bulunmuştu. “Korkarım bu savaştan dönüşte Rumeli yi de paylaşılmış göreceğiz !” Bir akşam Ali Fuat Beyle Selanik’te dertleşirken Mahmut Şevket Paşa’nın İttihat ve Terakki Cemiyetine söz geçiremediğini devletin ve ordunun bu dağınıklığı karşısında bir balkan savaşının çıkmasının önlenemeyeceğini söylemişti. İstanbul’da Harbiye Nezaretine koşan Mustafa Kemal Gelibolu Yarımadasında hazırlanacak bir güçle Bulgar ordusunu arkadan kuşatmayı önerdi. Görüş kabul edildi. Ayrılan kuvvetin harekat şube başkanlığına da kendisi getirildi. Plan gerçekçiydi. Ancak Enver ile Fethi Bey arasında eşgüdüm kuramayınca uygulanamadı. Olaylar Edirne’nin düşmesine Balkan devletleriyle Londra’da yapılan Antlaşmayla yeni sınırın Midye-Enez çizgisinde kabulüne dek vardı. Mustafa Kemal yarbaylığa yükseltildi

.

YENİLGİNİN NEDENLERİ

1-Coğrafi durumun çıkardığı sonuçlar.

2-Osmanlı ordusunun savaşa iyi hazırlıklı olmayışı seferberlik ve yığma işlerini zamanında yapmaması.

3-Orduda ikiliklerin doğması ve politikanın orduya yansımasıdır.

Var olan anlaşmazlık ordunun gücünü zayıflatmaktaydı. Orduda geri hizmetler aksadığı için araç, gereç,yiyecek sağlanamıyordu. Ayrıca Genel Kurmay savaş tehlikesi belirdiği halde önlem almak bir yana askerlerin bir bölümünü terhis etmişti.

Osmanlı ordusu Bulgaristan’a Trakya’yı bırakıp Çatalca’ya çekildi.

Yunanlılar Yanya, Selanik, Ege adalarını (Bozcaada, Limni, Samotraki ve Taşoz)’u işgal etti. Sırplar Manastır ve İşkodra’ya Karadağlılar ise Yeni Pazara saldırmışlardır. Bu karışıklıktan faydalanan Arnavutluk 28 Kasım 1912 de bağımsızlığını ilan etti. Böylece Arnavutluk bağımsızlığını kazanan son Osmanlı Balkan ulusu olmuştur. İstanbul’da hükümet değişikliği olmuş başa geçen Kamil Paşa hükümeti barış istemiştir. 3 Aralık 1912 de ateşkes anlaşması imzalandı.

Balkan devletleri ile Osmanlı 30 Mayıs 1913 de Londra da barış antlaşması imzaladı. Buna göre;

1-Ege adalarının kaderinin tayini ve Arnavutluğun sınırlarının çizilmesi işi büyük devletlere bırakılacak

2-Girit, Selanik, Güney Makedonya Yunanistan’a terk edilecekti

3-Midye-Enez hattının, batısında kalan topraklar Balkan devletlerine bırakılacaktı.

4-Silistre Romanya’ ya verilecek.

5-Arnavutluk’un bağımsızlığı tanınacaktı.

ÖNEMİ: Edirne Bulgaristan’a geçiyor, Bulgaristan Kavala, Dedeağaç arasındaki toprakları alarak Ege denizine ulaşıyordu. Londra antlaşması Osmanlı devleti’nin sonun geldiğini adeta haber veriyordu.

Konferans sırasında İttihat ve Terakki bir darbe gerçekleştirerek hükümeti ele geçirir. Bu olaya “Bab-ı Ali Baskını” denilmektedir. İstanbul da yapılan bir suikast sonucunda Mahmut Şevket Paşa öldürülür.

Page 2 of 11612345102030...Last »
2010